(818 S. K. m. 63) (506 S. K. m. 53, 131)
Dava: Davacı, malullük aylığından fuzulen ödenen toplam 1.039.722 TLnin iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Sigortalıya, 11.2.1974 tarihli tahsis talep dilekçesi ve 3.4.1974 tarihli raporuna dayanılarak 1.5.1974 gününde başlamak üzere malullük aylığı bağlanıp, 1.2.1984 tarihine kadar ödendiği, taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Sigortalının 27.12.1972 - 31.3.1974 tarihleri arasında Bağ-Kura tabi 454 günlük hizmeti bulunduğunun anlaşılması nedeniyle, tabi olduğu en son Kurum olan Bağ-Kurun aylık bağlaması gerektiğinden bahisle, malullük aylığı kesilmiş ve ödenenlerin geri alınması istenilmiştir.
Sigortalının, 1.3.1965-1.3.1972 tarihleri arasında Sosyal Sigortalar Kurumuna 1800 gün malullük yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödediği, ayrıca 506 sayılı Kanunun 53. maddesinde öngörülen biçimde malullük raporu bulunup malullük aylığı bağlanmasına hak kazandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. 27.12.1972-31.3.1974 tarihleri arasındaki Bağ-Kura tabi hizmeti birleştirilmeden dahi, Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi hizmeti, malullük aylığı bağlanmasına yetmektedir. Malullük koşulu 31.3.1974te Bağ-Kurdan ayrıldıktan sonra gerçekleşmiştir. Sigortalı aylık bağlandığı 1.5.1974 tarihinde de Bağ-Kur üyesi değildir. Öte yandan, malullük aylığının sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı koşulları, Bağ-Kura tabi hizmetler birleştirilerek oluşturulmuş bulunmamaktadır. Diğer bir deyimle, 228 sayılı Kanunun 1214 sayılı Kanunla değişik 3/3. maddesi uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden aylık bağlanmamıştır.
Kaldı ki, davacı kurum, aylık bağlama tarihinden önceki döneme ilişkin olan, bildiği veya bilmesi gereken başka sandıktaki hizmeti göz önünde tutup, 1214 sayılı Kanunun 3. maddesini uygulama yoluna gitmeyerek, sigortalıya aylık bağlamış ve 10 yıla yakın bir süre ödemiştir. Aradan, bu kadar uzun bir süre geçtikten sonra, bir Sosyal Güvenlik Kurumunun, hizmet birleştirme zorunluluğundan ve aylık bağlayacak merciin değiştiğinden söz ederek, yaşlılık aylığını kesmesi, giderek 10 yıl süreyle ödediklerini geri istemesi, afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup, kanunen himaye edilemez.
Bundan başka, sigortalı iyi niyetlidir. Kötü niyeti, Kurumca iddia ve ispat edilememiştir. Malullük aylığıyla kıtı kıtına geçinen davalının, bu uzun süre içersinde, aylıkları tüketmesi, hayat deneyimleri gereğidir. Dava insan haklarına da aykırıdır diyerek, bu gerçeğe değinilmek istenilmiştir. Bu koşullar altında, geri vermesinin, sigortalının durumunu, eskisine oranla kötüleştireceği de meydandadır.
Bu nedenle, Borçlar Kanununun 63/1. maddesi uyarınca dahi, istirdat gerekmez.
Mahkemenin işbu fiili ve hukuki gerçekleri göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurması isabetsizdir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.12.1987 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy