(818 S. K. m. 318) (506 S. K. Ek m. 1)
Dava: Davacı, 3351 sayılı Yasa gereği okulda geçen eğitim süresinin borçlanmak suretiyle sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı, 15.4.1987 tarih ve 3351 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 506 sayılı Kanununa eklenen ek geçici 1. maddesi olup, davacının, Denizcilik Bankası T.A.O.'na bağlı 3 yıllık orta sanat okulunda geçen eğitim süresini borçlanabilmesi için öncelikle, okulun çırak okulu olması ve çıraklık mukavelesinin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Başka bir anlatımla, davacının okuduğu orta sanat okulu çıraklık okulu değilse veya çıraklık mukavelesi yoksa diğer koşullar gerçekleşse dahi okulda geçen sürenin borçlanılması mümkün değildir.
Adı geçen T.A.O.'na bağlı sanat okulunun, öğrencilerin, ders programları ile belirtilen teorik ve pratik bilgileri öğrenmesini, bir sanatta ehliyet ve başarı ile çalışabilecek veya daha üstün derecede teknik öğretimi takip edebilecek seviyeye erişmesini sağlamak amacı ile kurulmuş, orta dereceli bir teknik öğretim kurumu olup meslek okulu olmadığı, Denizcilik Bankası Erkek Sanat Enstitüsü Yönetmeliğinin 1, 2,3,6,7,8 ve, 9. maddeleri ve Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü'nün 6.9.1988 tarih ve 974 sayılı yazısı, bilirkişi raporları ve dosya kapsamından kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 318. maddesi gereğince çıraklık mukavelesi, yazılı olarak yapılmadıkça ve usta ile velayeti haiz kimse, yahut, sulh hakiminin muvafakatı ile vasi tarafından imza edilmiş olmadıkça muteber değildir. Çıraklık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması akdin sıhhat şartıdır. Okul idaresi ile davacının velisi arasında imzalanmış çıraklık mukavelesi olduğu iddia ve giderek kanıtlanmış değildir. İbraz edilen taahhütname, ek taahhütname ve kefaletnameler, Borçlar Kanununun 318. maddesinde sözü edilen çıraklık sözleşmesi niteliğinde olmayıp tüm yatılı Devlet Okullarında öğrenci velisinden ve kefilinden alınan, öğrenim süresi içinde öğrencinin uymak zorunda olduğu kuralları, başarısızlıklarının sonuçlarını, getirilen yükümlülükleri gösteren tip taahhütnameler ve kefaletnamelerdir. Çıraklık sözleşmesi ise, iki taraflı hukuki bir sözleşmedir.
Gerek davacının okuduğu okulun çıraklık okulu olmaması, gerekse okul idaresi ile veli arasında Borçlar Kanununun 318. maddesi koşullarına uygun düzenlenmiş çıraklık sözleşmesi bulunmaması nedeni ile anılan ek geçici 1. madde koşulları gerçekleşmediği gözetilmeden, (bozmadan önce ve sonra) toplanan tüm delillere ve bilirkişi raporlarına ters düşer biçimde, yasal dayanakları, delilleri ve nedenleri karar yerinde açıklanmadan davanın kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Başkan T. Ozanoğlu'nun muhalefetine karşı Üye C. Kadılar, O. Yalçınkaya, R. Aslanköylü ve Y. Darendelioğlu'nun oylarıyla ve oyçokluğuyla 01.03.1990 gününde karar verildi.
Davanın yasal dayanağını 15.4.1987 tarih ve 3351 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 506 sayılı Kanuna eklenen ek geçici 1. madde oluşturmaktadır.
Bu maddeye göre borçlanabilmek için; (1- Borçlanma isteyenin 506 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan veya isteğe bağlı yahut topluluk sigortasına prim ödemekte olan sigortalı olması, 2- Okulun Kamu Kurum ve Kuruluşları ile askeri işyerlerinde kurulmuş resmi nitelikte bulunması, 3- Okulun çıraklık okulu niteliğinde olması, 4- Bu okula çıraklık mukavelesi ile girilmesi, 5- Okulun başarı ile bitirilmiş olması, 6- İsteğin 5.7.1977 tarihinde önce geçen başarılı eğitim ve öğrenim sürelerine ilişkin bulunması, 7- 24.4.1987 tarihinden itibaren 1 yıl İçinde borçlanmanın yazılı şekilde istenmesi, 8- hizmetin, örneği kurumca hazırlanacak belgelerle tevsik edilmesi) koşullarının hep birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Bu koşullardan 3 ve 4 numaralı olan, okulun çıraklık okulu niteliğinde olması ve bu okula çıraklık sözleşmesiyle girilmesi dışında öteki koşulların gerçekleştiği konusunda, taraflar arasında, yerel mahkeme ve Daire çoğunluğu arasında bir uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık, okulun çıraklık okulu niteliğinde sayılıp sayılamayacağı, çıraklık sözleşmesinin varlığı kabul edilip edilemeyeceği konularındadır. Yerel mahkeme, istek doğrultusunda bu koşulların varlığını kabul ederken, sayın Daire çoğunluğu, savunmalar doğrultusunda bu koşulların oluşmadığı ve bu nedenle davanın kabul edilemeyeceği görüşündedir.
Aşağıdaki nedenlerle sayın çoğunluğun kararına karşıyım:
Bir okulun, çıraklık okulu olup olmadığının belirlenmesinde, okulun isminde çıraklık kelimesinin yer almaması önem taşımaz. Mühim olan, nitelikçe okulun çıraklık okulu vasfında olup olmadığıdır. Bu nitelikte, okulun kuruluş amacı, eğitim ve öğretim programı nazari ve tatbiki eğitim ve kazandırılan beceriye göre belirlenmelidir. Okulun niteliği çıraklık okulu olduğu ve hatta giderek mensuplarının borçlanması kabul edilen okulla aynı ise, bu okulun dahi çıraklık okulu vasfında olduğu, kabul edilmelidir.
Davacının mezun olduğu ve çeşitli tarihlerde adı değiştirilen, hatta bir ara çıraklık okulu adını da taşıyan, Denizcilik Bankası Gemi Yapı Teknisyen Okulunun Denizcilik Bankası'nın ihtiyaçlarını karşılayacak işçileri yetiştirmek için kurulduğu, Gölcük Deniz Fabrikaları Çırak Okulu ile kıyaslandığında, her iki okulun da, ilkokul mezunlarını alıp, 3 senelik bir nazari ve tatbiki eğitim ve atölye çalışması sonunda diploma verildiği ve pratik atölye çalışmaları; gemi imali karşılığında, gemi inşa sanatının öğretildiği, M.A.B. T. Terbiye Kurulu Başkanlığı yazısına göre, her iki okul mezunlarının da üst eğitime devam edebildikleri, her gün okutulan nazari derslerin, aynı gün pratik atölye çalışmalarıyla pekiştirildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar Gölcük'teki okulda öğrenciye ücret verilip yemek içmek ve giyim ve ikamet masrafları ücretten kesiliyor ise de Denizcilik Bankasındaki okulda da öğrencinin yemek-giyim ve ikamet masrafları okul idaresince karşılanmakla ve adeta bunların mahsubuyla tesbit edilen bir meblağ bir çeşit ücretin ödeme biçimi olarak harçlık adıyla öğrenciye ödenmektedir. Her iki okulda da çırak sözleşmesi yoktur. Kefaletname vardır. Kefaletnameler, öğrencinin, öğrenim dönemine ilişkin olarak yaratması melkuz risklere yöneliktir. Öte yarıdan Gölcük'teki okuldan mezun olanlarda, Denizcilik Bankası'nın okulundan mezun olanlar da, aynı mahiyetteki gemi yapım işinde çalışmaktadırlar. O halde, bu 2 okulun nitelikçe birbirinden hiç farkı yoktur. Her ikisi de, gemi sanayiine işçi yetiştiren çırak okullarıdır.
Bu bakımdan borçlanmanın, okulun çıraklık okulu olması şeklindeki koşulunun, sosyal güvenlik ilkeleri çevresinde yapılan bir yorumla, gerçekleştiği kabul edilmelidir.
Çıraklık sözleşmesine ilişkin koşula gelince:
Bilindiği gibi, çıraklık sözleşmesinde, usta-işsahibi- (burada okul idaresi) çırağın belirli işte çalışma karşılığında çırağa meslek ve sanat öğretmeyi ve bir miktar ücret ödemeyi yükümlenir ve çırakta, işte çalışmayı, meslek ve sanatı öğrenmeyi ve ücret almayı taahhüt eder. Ne var ki çırağın çalışması, üretimden çok, öğrenme ağırlıklıdır. Borçlanmaya ilişkin yıllarda geçerli BK. m. 318 uyarınca, çıraklık sözleşmesinin geçerliliği yazık olarak yapılmasına bağlıdır.
Yazılı bir çıraklık sözleşmesinin bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Fakat, sözlü şekilde yapılmış bir çıraklık sözleşmesinin bulunduğu da ortadadır. Zira veliler, henüz reşit olmayan öğrencileri, gemi inşa işi pratiğinde çalışması, ihtiyaçları okulca karşılandığı gözetilerek harçlık adı altında düşük bir ücret karşılığında gemi inşa işini öğrenmesi için, okula kaydettirmişler ve okuldaki davranışlarına kefil olmuşlar ve okul idaresi de pratik çalıştırmayı, harçlık vermeyi ihtiyaçları karşılamayı ve meslek ve sanatı öğretmeyi taahhüt etmiştir. O halde, çıraklık sözleşmesi konusunda icap ve kabul, taraf iradeleri birleşmiştir. Yani, sözlü çıraklık sözleşmesi oluşmuştur. Diğer bir deyimle, olayda çıraklık sözleşmesi vardır. Fakat, şekil eksikliği nedeniyle geçersizdir. Fakat, bu şifahi sözleşme, olayda, taraflarca ifa edilmiştir. Taraflar, 3 sene edimlerini yerine getirmişler ve davacı okuldan mezun olmuştur. Artık, çıraklık sözleşmesinin şekil eksikliği nedeniyle geçersizliği çırak aleyhine ileri sürülemez. BK. m. 318'de öngörülen şekil şartı, çırağı koruyan bir kuraldır. Çırak yararına konulmuştur. Aktin hükümsüzlüğünü gerektiren kuralın, aktin hükümsüz sayılmasıyla korunmak istenen kimsenin, yani çırak öğrencinin aleyhine sonuç verecek şekilde uygulanması ve yorumlanmasının 318. maddenin amacına ters düşeceği ortadadır.
Şifahi çıraklık sözleşmesi ve fiili çıraklık ilişkisi gerçekleştiğinde, bu durum, çırak lehine sonuçlar doğurabilmelidir. Olayda da bu durum gerçekleşmiştir.
O halde, çırak davacının, 3351 sayılı Kanun m.1 ile 506 sayılı Kanuna eklenen geçici m. 1 uyarınca borçlanma hakkının doğduğu kabul edilmelidir.
Bu nedenlerle çıraklık sözleşmesi koşulu da gerçekleşmiştir.
Bu gerekçelerle, yerel mahkemenin sonucu itibariyle doğru ve örnek nitelikteki kararın onanması gerekirken yazılı şekilde bozulmasına karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy