(506 S. K. m. 26) (1479 S. K. m. 63) (818 S. K. m. 53) (1475 S. K. m. 73)
Dava: Davacı, işkazasında ölen sigortalının haksahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı, 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi olup rücu alacağının, davalılardan Ahmet'ten hem sigorta olayının vukuunda kusuru bulunduğundan bahisle hem de diğer davalıları istihdam eden sıfatıyla kusursuz sorumluluğa dayalı olarak tahsili istenmiştir.
1993/574 Esas sayılı ceza davasında alınmış, 12.12.1994 tarihli kusur raporu hükme dayanak kılınmıştır. Anılan raporda; sigorta olayının vukuunda davalılardan şantiye şefi, Zeki'ye 1/8, teknik sorumlu Ersin'e 1/8, kalfa Salih'e 3/8, sigortalıya 3/8 oranında kusur verilmiş inşaat işyeri sahibi davalı Ahmet'in ise kusurunun bulunmadığı öngörülmüştür. Öncelikle Borçlar Kanununun madde 53 uyarınca hukuk hâkimi, kesinleşmiş ceza davasında saptanan maddi olgularla bağlı olup kusur oranıyla bağlı değildir. Giderek sigorta olayının oluş biçimine nazaran inşaat sahibi Ahmet'e de, sigorta olayının vukuunda bir miktar kusur verilmelidir.
Mahkemece yapılacak iş; konuda uzman bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda yukarıda öngörülen esas çevresinde rapor alıp, irdeleyerek sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir. Öte yandan hükmün davalılarca temyiz edilmesi karşısında; Ahmet dışındaki davalılara atfedilen kusur oranları bakımından davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözönünde tutulmalıdır.
Kaldıki; 1479 sayılı Kanunun 63. maddesinde öngörülen "3. kişinin sorumluluğu" kapsamına istihdam edenin kusursuz sorumluluğu da dahil olup, davalı Ahmet'in herhalde istihdam ettiği diğer davalıların kusur paylarından da bu sıfatla sorumlu olacağı olgusu da gözönünde tutulmalıdır.
3- Davada teselsül hükümlerine dayanılması karşısında; davalılardan rsin, sigorta olayının vukuundaki 1/8 kusur payı karşılığını yargılama aşamasında ödese dahi, diğer davalıların kusur paylarından da teselsül hükümlerine göre sorumlu olacağı hususu nazara alınmadan bu davalı hakkındaki istemin tümden reddi yerinde değildir.
4- 1997/9807 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1.1.1998 tarihinden itibaren faiz oranları %50'ye çıkarılmasına rağmen 1.1.1998'den sonrası içinde %30 faize hükmedilmesi keza usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 21.4.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy