(506 S.K. m. 85) (2108 S.K. m. 4) (2829 S.K. m. 8)
Dava: Davacı, Bağ-Kur sigortalılığının 1.5.1981 tarihinde sona erdiğinin, SSK'ya tabi isteği bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun ve SSK'ca kesilen yaşlılık aylığının ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tespitiyle, kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. S. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı kurumun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Dava sonucu itibariyle davacının Bağ-Kur sigortalılığının 1.5.1981 tarihinde sona erdiğinin, SSK'ya tabi isteğe bağlı sigortalılığın geçerliliğinin, SSK'ca 23.9.1997 tarihi itibariyle kesilen aylıkların ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tespit ile aksine kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir.
Davacının 1.5.1955 ile 15.9.1983 tarihleri arasında 1658 gün zorunlu, 1.7.1984 ile 30.11.1989 tarihleri arasında ise isteğe bağlı sigortalı olarak SSK'ya prim ödediği, 1.10.1972 ile 1.5.1981 tarihleri arasında araç işleticiliğine dayalı zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, 1.5.1981 tarihinde işbu kendi nam ve hesabına çalışmasına son verdiği, 3.1.1990 tarihli tahsis talebi üzerine davacıya 2829 sayılı kanunun 4. ve 8. maddeleri gözetilerek SSK'ca 1.2.1990 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 9.12.1972 ile 26.3.1989 tarihleri arasında köy muhtarlığı yaptığı, 1997 yılına kadar muhtarlıktan dolayı Bağ-Kur'a tescili bulunmadığı gibi prim ödemesinin de olmadığı, Bağ-Kur'un 2.6.1997 tarihli yazı ile davacının anılan tarihler arasında köy muhtarı olduğundan bahisle SSK'ya tabi zorunlu sigortalılık dışında 1.12.1982 ile 1.5.1983, 16.9.1983 ile 26.3.1989 tarihleri arasında 2108 sayılı kanun gereğince Bağ-Kur sigortalısı olduğunun bildirilmesi üzerine SSK'ca davacının muhtarlık dönemi ile çakışan isteğe bağlı sigortalılık süresi ile bunu takiben 2829 sayılı kanunun 8. maddesi çevresinde son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi Bağ-Kur'da fazla olduğundan bahisle yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibari ile iptal edildiği dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davada uyuşmazlık konusu olan husus; davacının muhtarlık görevini yaparken 506 sayılı kanuna tabi isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödemesi halinde; 2108 sayılı kanun uyarınca Bağ-Kur sigortalısı mı, yoksa SSK sigortalısı olması gerekeceği konusudur.
2108 sayılı muhtar ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasası'nın 4. maddesinin 1. fıkrası hükmüne nazaran "Köy ve Mahalle Muhtarlarından bir Sosyal Güvenlik Kurumu'na bağlı olmayanlar 1479 sayılı bağ-Kur Kanunu kapsamına alınmıştır. Anılan yasanın öteden beri ücretsiz ve sosyal güvenlikten yoksun olarak çalışan muhtarların durumlarının iyileştirilmesi amacı ile çıkarıldığı bilinen bir gerçektir. Yasanın amacı ve muhtarlık görevinin özellikleri göz önünde tutulduğunda, sözü edilen 4. maddenin lehe yorumlanması ve muhtarların Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi bir işte çalışabileceği giderek isteğe bağlı sigortalı olabileceğinin, dolayısıyla kendi isteği dışında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılamayacağının kabulü gerekir. Kaldı ki, kişinin sosyal güvenliği açısından kendi durumuna en uygun sosyal güvenlik kurumunu seçme hakkını tanımak, sosyal güvenlik hukukunun genel ilkelerindendir. Öte yandan yukarıda da öngörüldüğü üzere 2108 sayılı kanunun amacı, Bağ-Kur, T.C. Emekli Sandığı ve sosyal sigortalar Kurumu ile kanunla kurulu diğer emekli sandıklarından yaşlılık aylığı almayanlar ile bu kurum ve sandıklara prim ve kesenek ödemekte olmayan muhtarların başka ifade ile herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşu ile ilişkisi bulunmayan muhtarların sosyal güvenliğe kavuşturulmasını sağlamak olup, muhtarlık görevinin özelliği de gözetildiğinde "herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışma" niteliğini taşımadığından 506 sayılı kanun madde 85'te isteğe bağlı sigortalılık için öngörülen yasa koşulların gerçekleşmediğinden de söz edilemez. Bu durumda davacının muhtarlık dönemi ile çakışan 506 sayılı kanuna tabi isteğe bağlı sigortalılığın geçerli sayılması gerekir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.4.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy