(506 S. K. m. 80)
Dava: Davacı, teminatsız olarak yapılan ödeme emri tebliğinin iptalini ve icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Bakırköy sigorta Müdürlüğünce davacının 1991/12, 1994/2-5, 8, 9, 10, 1995/1, 3-8, 10, 12, 1996/1-3 aylarına ait prim ve gecikme zammı borcunu ödemesi için ödeme emri gönderildiği, ödeme emrinde gecikme zammının 31/10/1996 tarihi itibariyle hesaplandığı, dolayısıyla bu tarihten sonra tahsil tarihine kadar ayrıca % 15 gecikme zammı ödemesi gerektiğinin belirtildiği, ödeme emrinin tebliğinden sonra davacı işverenin işbu davayı açtığı ve yine ödeme emrinin tebliği akabinde davalı Kurum'un 203.020.245.-TL' prim ile 644.272.860.-TL gecikme zammının ödendiğinin sonradan anlaşıldığından bahisle takibe 1991/12 ve 1995/8 aya ait prim ile 1991/12, 1995/1,3,8,10-12 ve 1996/1-3 aylarına ait gecikme zammı üzerinden devam olunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan icra takibi, 6183 sayılı kanun hükümleri gereğince bizzat Kurumun ilgili ünitesince gerçekleştirilmiştir.
Davacı işveren iddiasında; talep edilen aylara ait prim borcu ve gecikme zammının 7.3.1994 Tarih 1994/5349 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile buna bağlı çıkarılan 2.5.1994 Tarih ve 1994/7 sayılı para kredi kurulu tebliği çevresinde mahsup sureti ile T.C Merkez Bankasınca tanzim edilmiş çeklerle ödendiğini ileri sürerek prim ve gecikme zammının tahsili istemine ilişkin işbu ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Ödeme emrinde gösterilen 1991/12 ve 1995/8 ay dışındaki dönemlere ait primler ile gecikme zammının bir kesiminin ödendiğinin Sosyal Sigortalar Kurumunca sonradan saptanması üzerine takibe 1991/12, 1995/8 ay prim ve gecikme zammı ile 1995/1,3,8,10-12, 1996/1-3 aylarına ait gecikme zammı üzerinden devam edildiği konusunda ise herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Yasanın 80/ilk maddesi gereğince işverenin çalıştırdığı sigortalıların primlerini ertesi ayın sonuna kadar ödemesi gerekir. Takip konusu yapılan olayda primlerin süresinde ödenmediği açıktır. Olayla ilgili olarak Bakanlar Kurulu kararından söz edilmekte ise de bakanlar kurulu kararıyla kanun hükmü ortadan kaldırılamayacağı gibi tadil dahi edilemez. Çözümlenmesi gereken hukuksal sorun primlerin geç ödenmesinden ötürü davacıya yüklenecek bir kusur mevcut mudur? Başka bir anlatımla davacı temerrüde düşmüş müdür?
Davacı, ihracatçıların prim borçlarının Merkez Bankasındaki hak edişlerden ödeneceğine dair Merkez Bankası ile Sosyal Sigortalar Kurumu arasında yapılan 1.8.1994 tarihli protokole dayanmaktadır.
Dosyada mevcut protokolün 1. maddesinde: imalatçı veya ihracatçıların Kurum'a olan (prim=gecikme zammı) borçlarının, kararname gereği performanslarına göre adlarına tahakkuk edecek hak ediş tutarlarından mahsup edilmesini teminen Banka, sadece bu işlemlerle sınırlı alınmak üzere destekleme ve fiyat istikrar fonundan firma adına tefrik edilen tutarda Kurum ünitesi adına çek düzenleyecektir hükmünün yer aldığı görülmektedir. Protokolün diğer maddelerine göre işveren Kurumdan alacağını gösteren borç döküm formunu bankanın ilgili şubesine ibraz edecek, bu şube söz konusu formda belirtilen meblağı aşmamak üzere Kurum ünitesinin lehine düzenleyeceği çeki ilgili firmaya verecek, firma bu çeki Kurum ünitesine teslim edecek, Kurum ünitesi de ilgili firmaya prim tahsil makbuzu düzenleyip verecektir. Şayet fon kaynakları müsait değilse protokol hükümleri uygulanmayacak, fonda para bulunmaması halinde Bankaca çek düzenlenmeyecektir.
Görüldüğü gibi protokol davacıya bazı mükellefiyetler yüklemiştir. Bu sorumlulukların yerine getirilip getirilmediği belli değildir. Özellikle protokole göre davacının prim borcunun doğduğu her ay protokolde gösterilen prosedürü yerine getirdikten sonra Merkez Bankasından alacağı çeki ilgili Kurum Şubesine teslim edip karşılığında tahsil makbuzu alması gerekirdi.
Bu meyanda, T.C Merkez Bankasından alınmış çeklerin borcun doğduğu aylarda temin edilerek ilgili Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüğüne ibrazı gerekir.Giderek davacının T.C Merkez Bankasına yazdığı yazılarla, hak edişten prim borcu mahsubunu istemesi de yeterli olmayıp, bu yazıların akıbetini takip edip çekleri temin etmemesi halinde, bunun kusuru da bankaya ya da Sosyal Sigortalar Kurumuna yüklenemez.
Konuyu özetlemek gerekirse; protokoldeki prosedürün davada işveren tarafından yerine getirildiğine ve yine 1991/12 ile 1995/8 aya ait prim asıllarının davalı Kuruma ödendiğine dair dosyadaki belgeler dışında herhangi bir belgenin bulunup bulunmadığı taraflardan sorulmalı; şayet ödeme emri içeriğinde öngörülen tüm aylara ait prim asılları ödenerek protokol gereğinin eksiksiz olarak yerine getirildiği,ve borcun doğduğu aylarda bankada destekleme ve fiyat istikrar fonunda paranın mevcut olduğunun tespiti takdirinde şimdiki gibi, yerine getirilmediği ve fonda para olmadığı anlaşıldığı taktirde ise istemin reddine hükmedilmelidir. Giderek 1991/12 aya ait primin 7.3.1994 Tarih ve 1994/5349 sayılı Bakanlar Kurulu kararından önceki döneme ilişkin bulunduğu olgusu ile gecikme zammına, gecikme zammı uygulanamayacağı ilkesi de göz önünde tutulmalıdır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.6.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy