(506 S. K. m. 10)
Dava: Davacı, trafik (iş) kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını isteyen davacının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi hükmü uyarınca, duruşma için gerekli tebligat giderlerini vermediği anlaşıldığından, duruşma isteğinin bu nedenle reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davalıya ait kabzımal işyeri işçilerinden İ. H. K.'nun görevi gereği sebze almak üzere Adana'ya giderken, yönetimindeki kamyonun şarampole devrilmesi biçiminde gerçekleşen trafik işkazası sonucu ölümü nedeniyle haksahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirler ile yapılan cenaze yardımının, 506 sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca davalıdan tazminine yönelik davanın yargılaması sonucunda yazılı gerekçelerle, anılan maddenin koşullarının gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu gelirlerin bağlanmasına neden olan trafik kazası İ. H. K.'nun, davalıya ait 27 ... 723 plakalı kamyonu kullanırken şarampole devirmesi biçiminde gerçekleşmiştir. Davalı işverende sigortalının 3.2.1994 tarihinde işe girdiğine ilişkin sigortalı işe giriş bildirgesini 21.2.1994 tarihinde Kuruma intikal ettirmiştir. Ancak, olay sonrasında Kurum müfettişi tarafından yapılan soruşturma üzerine düzenlenen 5.9.1994 tarihli rapor içeriği ve dayanağı belgelerde, kaza sonucu ölen sigortalının 1.1.1994 tarihinde işe girdiği ve işe giriş bildirgesinin yasal süre geçirildikten sonra Kuruma verilmiş olması nedeniyle 506 sayılı Yasanın 10. maddesinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmış. Bu hususta ölen sigortalının eşi, kardeşi ve yakın işyerlerinde çalışan arkadaşlarının beyanlarına dayanılmıştır.
Bu davanın yargılaması sırasında müfettiş tarafından beyanı alınan tanıklar da dinlenmiş, bu kişilerden ölenin eşi, kardeşi ve ev sahibi konumunda olan kişiler, sigortalının 1.1.1994 tarihinde işe başladığı yolundaki beyanlarında ısrarcı olmuşlardır.
Davanın kabulüne yönelik ilk karar, sigortalının eşinin Kuruma verdiği dilekçelerdeki tarihlerde yer alan çelişkinin yöntemince giderilmesi, 506 sayılı Yasanın 10. maddesinin koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemince araştırılması gereği belirtilerek bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında sürdürülen yargılama sırasında, sigortalının eşi tekrar dinlenmiş ve bağlanan maaşın kesileceği düşüncesiyle eşinin yılbaşında işe başladığını belirttiğini, aslında eşinin işe başlangıç tarihinin 3.2.1994 olduğunu beyan etmiş ve bu tanıklık sonrasında, 506 sayılı Yasanın 10. maddesi koşullarının oluşmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, anılan müfettiş incelemesine dayanılarak davalı işveren hakkında, işe giriş bildirgesinin yasal süre geçirildikten sonra Kuruma verilmesi nedeniyle idari para cezası uygulanmış, işverenin 506 sayılı Yasanın 140. maddesindeki prosedüre uygun itirazları sonucu konu, Gaziantep 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 1995/2001 E. 1995/2147 K. sayılı dosyasında incelenmiş, müfettiş raporuna dayanak oluşturan beyanların sahiplerinin de dinlenmesi ve rapor içeriğiyle uyumlu ifadeleri sonucu, ölen sigortalının yılbaşında işe girdiği ve işe girişine ilişkin bildirgenin Kuruma süresinde verilmediğinin tesbitiyle, idare para cezasına yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Sıralama maddi ve hukuksal olgular sigorta olayı sonrası sıcağı sıcağına Kurum müfettişine verilen ifadeleri ceza kararında kesinleşen maddi olguların Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca bağlayıcılığı gözönünde tutularak 506 sayılı Yasanın 10. maddesi koşullarının varlığını kabul zorunludur. Mahkemece yapılması gereken, davalı işverenin 506 sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulması gereğinden hareketle, davalının sigorta olayındaki kusursuzluğu ve ilk kararın davacı Kurum tarafından temyiz edilmemiş olması karşısında hesap raporuna esas verilerin davalı açısından usuli kazanılmış hak oluşturduğu da gözetilerek, hesap raporunda belirlenen kusur indirimsiz tavandan, %50'den az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapmak suretiyle belirlenecek tavan dahilinde her bir haksahibi açısından gerekli denetimi de yaparak karar vermekten ibarettir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle bozulmasına, 28.09.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy