(506 S. K. m. 79) (1475 S. K. m. 1)
Dava: Davacı davalılardan işverene ait iş yerinde 01/09/1989-15/09/1992 tarihleri arasında devamlı olarak geçen çalışmalarının tespitiyle,bu sürelerin sigortalı hizmetlerden sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı ,davalı işverene ait işyerinde 01/09/1989-15/09/1992 tarihleri arasında çalıştığı halde kuruma bildirilmediğini öne sürmüş bu çalışmaların sigortalı hizmet olarak tespitine karar verilmesini istemiş,mahkemece iddia sabit görülmeyerek dava reddedilmiştir.
Gerçekten toplanan deliller davanın kabulüne elverişli nitelikte değildir.Ancak araştırma ve incelemenin eksik bırakıldığı görülmektedir.Bilindiği gibi bu tür davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden özel duyarlık gösterilmeli,re'sen dahi araştırma ve inceleme yapılmalıdır.Bu cümleden olarak davacı tarafından ibraz edilen davalı işverene ait olduğu belli olmamakla beraber makbuz koçanında Cici Giyim adı altında Meral tarafından muhtelif kişilerden para tahsil edildiği görülmektedir.Makbuzda yazılı "Cici Giyim" mağazasının davalı işverene ait olup olmadığı yöntemince araştırılıp incelenmeli,makbuzlardaki imzaların davacı Meral mi yoksa aynı işyerinde çalışan Meral'e mi ait olduğu istik tap yapılarak tespit edilmeli,gene makbuzlarda parayı ödeyen olarak adları yazılı kimseler tanık sıfatıyla celbedilip dinlenmeli keza işyerine yakın işverenler ile orada çalışanlar önceden belirlenip dinlenmeli tanık ifadeleri arasındaki çelişki yüzleştirilmek suretiyle giderilmeli ve deliller yeniden hep birlikte değerlendirilip sonuca göre karar verilmelidir.
Yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda çalışmanın sübut bulduğu anlaşıldığı takdirde sigortalı niteliği taşıyıp taşımadığı üzerinde önemle durulmalıdır.Dosyadaki bilgi ve belgelerden çalışmaların ne şekilde yürütüldüğü açıklıkla ortaya konmuş değildir.
Bilindiği gibi 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca bir veya birden ziyade işveren tarafından hizmet akdine göre çalıştırılanlar sigortalı sayılır.Anılan maddede hizmet akdinin tarifi yapılmamıştır.Hizmet akdi Borçlar Kanunun 313. maddesinde tanımlanmıştır.Buna göre hizmet akdinin koşulları üçtür:
1. Bağımlılık
2. Zaman
3. Ve Ücret unsuru
Bağımlılık işverenin emir ve talimatı ile iş görmeyi ifade eder. Sigortalı ile işveren arasında altlık üstlük söz konusudur. Zira işyerinin yönetim ve denetimi işveren veya vekiline aittir. Sigortalı,işveren tarafından verilen işi yasal çerçeve içinde yapmak ve talimatları yerine getirmek zorundadır.
Zaman unsuru ise verilen işin muayyen veya belirsiz bir süre içinde görülmesi şeklinde ortaya çıkar. Anılan maddeye göre de ücret hizmet akdinin unsurlarındandır.Zira maddede açıkça ücret ödenmesi şart kılınmıştır. Öte yandan İş Kanunu'nun 1. maddesinde de "Bir hizmet akdine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı çalışan kişiye işçi
..denir" hükmü yer almaktadır.
Gerçi her sigortalı işçi,her işçi de sigortalı sayılmaz. Örneğin isteğe bağlı sigortalılar ve topluluk sigortasına tabii olanlar hizmet akdine göre çalışmadıkları halde diğer koşullar oluşmuşsa sigortalı sayılırlar. Ancak istisnalar dışında tüm işçiler sigortalı tüm sigortalılar işçidir ve her ikisinde de ortak koşul "hizmet akdi" dir. İstisnalar genel kuralı bozmaz. Esasen günümüzde kıtı kıtına geçinen sigortalıların ücretsiz çalışacaklarını kabul etmek yaşam deneyimlerine ve hayatın olağan akışına ters düşer.
Somut olaya gelince,yukarıda değinildiği gibi çalışma olgusunun gerçekleştiği kabul edildiği takdirde açıklanan ilkelerin ışığı altında hizmet akdi koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip incelenmelidir.
Davacı tanığı Güler işyerinin tekstil pazarlama işyeri olduğunu ifade etmektedir. Gerçekten davacının anılan işyerinde pazarlama işi yaptığı anlaşıldığı takdirde özellikle bağımlılık koşulunun oluşup oluşmadığı toplanan deliller karşısında özel bir duyarlılıkla değerlendirmeye tabii tutulmalıdır.örnek vermek gerekirse Günümüzde üniversite öğrencileri kitapçıdan kitap alıp pazarlamakta ve satış tutarı üzerinden prim almaktadır. Bu öğrenci işveren bağımlı olmaksızın işverenin gözetim ve denetimi dışında herhangi bir mesai saatiyle sınırlı olmaksızın kendi yeteneğiyle müşteriyi kendisi buluyor ve satışını yapıyorsa sigortalı sayılamaz.Kuşkusuz bu değerlendirmeler her olayın özelliği dikkate alınmak suretiyle yapılacaktır.
Hemen belirtmek gerekirse ücretin ödeniş şekli hizmet akdinin oluşmasında önem taşımaz. Başka bir anlatımla ücret günlük muayyen bir miktar üzerinden ödenebileceği gibi prim veya bahşiş şeklinde de ödenebilir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgu dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14/12/1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy