(506 S. K. m. 9, 24, 92) (818 S. K. m. 63)
Dava: Davacı, fuzulen ödenen 388.739.086 TL yaşlılık aylığının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı Kurum, davalı sigortalıya 1.2.1990 tarihinde maluliyet alığı bağlandığını, bunun ödenmesi sürerken 15.2.1995 tarihinden itibaren de yaşlılık aylığı bağlandığını, ne var ki 506 Sayılı Yasanın 9. maddesinin uygulanma gereğinin gözetilmemiş olması nedeniyle her iki dosyadan da tam aylık ödemesi yapıldığını, ayrıca Sosyal yardım zammı ödemesinin de aynı biçimde her iki dosyadan sürdürüldüğünü, 1.2.1995-21.8.1998 tarihleri arasında fuzulen ödenmiş olan 38.739.086 TL'nin ödeme tarihinden yasal faiziyle tahsilini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı Sigortalı, fazla ödemeden haberdar olmadığını, böylesi bir ödeme yapılmışsa bile kusurun Kurumda olduğunu ve 3 yıllık sürede yapılan ödemelerin bir defada istenmesinin hakkaniyete uygun bir yaklaşım olmadığını belirtmiş, yargılama sürecinde ve temyiz dilekçesinde bu itirazlarını yinelemiştir.
Davacının iddialarının dayanağını, oluşturan 506 Sayılı yasanın 92. ve ek 24/f maddeleri belirtilen düzenlemeleri içermekteyse de, Kurum tarafından bu zorunluluk yerine getirilmeyip, sigortalıya fazla ödeme yapılmıştır. Ne var ki, Borçlar Yasası'nın 63. maddesine göre, sebepsiz zenginleşen kişinin iade borcuyla yükümlü tutulabilmesi için kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gereklidir.
Davalının iyi niyetinin kabulü asıl olup, fuzulen ödeme işleminde kötü niyetli ve yanıltıcı davranışta bulunduğuna ilişkin herhangi bir kanıt da yoktur. Kaldı ki, davacı kurumun da bu yönde bir iddiası yoktur. Ayrıca, iyi niyetle zenginleşen kişi, zenginleşmenin geri verilmesi nedeniyle, zenginleşme hiç olmasaydı bulunacağı durumdan daha kötü duruma düşürülemez. Yaşam deneyimi ve ekonomik gerçekler, davalı konusundaki sigortalıların, ödenen aylıkları tüketerek elden çıkarmak zorunda kalan ve kıtı kıtına geçinen kişilerden olduğunun kabulünü gerektirmektedir. Bu yanda oluşacak kuşku ve duraksamaların ise mahkemece yapılacak araştırma ve incelemeyle giderilebileceği tartışmasızdır.
Mahkemece, sıralanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
506 sayılı Kanunun 92'nci maddesine göre bir kimseye hem iş kazasından hem de yaşlılık sigortasından aylık bağlanırsa yükseğinin tamamını düşük olanın yarısını, alacağı yazılıdır. Keza Sosyal Yardım zammı da yasanın açık hükmü karşısında Borçlar Kanunu 6'dan bahsedilemez. Özel hüküm uygulanır. Bu nedenlerle çoğunluğun kararına karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy