(3182 S. K. m. 51) (1479 S. K. m. 6) (818 S. K. m. 1)
Dava : Davacı, davalı Banka nezdindeki hesaplarında 1995 yılı sonucu itibariyle valör hatası nedeniyle eksik tahakkuk ettirilen ve ödenmeyen vadesiz mevduat faizinden oluşan asıl alacağın; fer'ileri bulunan vadesiz mevduat faizi, cezai şart niteliğindeki vadeli mevduat faizi ve temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, sonuç itibariyle, davacı Bağ-Kur'un davalı banka nezdindeki hesaplarında 1992 yılı sonu itibariyle valör hatası nedeniyle eksik tahakkuk ettirilen ve ödenmeyen vadesiz mevduat faizinden oluşan asıl alacağın; fer'ileri bulunan vadesiz mevduat faizi, cezai şart niteliğindeki vadeli mevduat faizi ve temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Öncelikle 3182 sayılı Bankalar Kanununun 51/1. maddesi hükmüne nazaran bankaların hesap dönemi takvim yılı olup ilgili hesapta bir takvim döneminde eksik tahakkuk ettirilen vadesiz mevduat faizi alacağı yıl sonu itibariyle yasal kesintiler yapıldıktan sonra faiz niteliğini kaybetmekte ve ana para niteliğini kazanmaktadır. Öte yandan, işbu ana paraya dönüşen vadesiz mevduat faizi alacağına, ilgili yılın sonunu takip eden yeni hesap döneminde gerek davacı ile davalı Banka arasındaki protokolün II/13. maddesi gerekse Bankacılık mevzuatı kapsamında herhalde vadesiz mevduat faizi uygulanması gereği açıktır. Giderek işbu vadesiz mevduat faizi, nakdi sermayeden belli bir süre için mahrum kalınması nedeniyle kanunen veya iradi olarak saptanan vadeye kadar yürütülen ana mal faizidir. Eksik tahakkuk ettirilen ve ilgili olduğu yılı takip eden yılbaşı itibariyle ana paraya dönüşen faiz alacağının ( asıl alacağın ) ödenmesinde temerrüde düşülmesi sonucu olarak asıl alacağa 1479 sayılı Kanuna 2423 sayılı Kanunla ek 6. maddede öngörülen hukuki nitelikçe cezai şart mahiyetindeki vadeli mevduat faizi ile temerrüt faizi yürütülmesi de yukarıda öngörülen ana mal faizi niteliğindeki vadesiz mevduat faizinin uygulanmasına engel değildir. Giderek asıl alacağın tahsil olunacağı tarihe kadarda işbu vadesiz mevduat faizi uygulanmalıdır.
Diğer taraftan 1992 yılına ait hesap döneminde eksik tahakkuk ettirilen ve aynı yılın sonunda ana paraya dönüşen vadesiz mevduat faizi alacağının ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde; Borçlar Kanununun 101 ve devamındaki madde hükümlerine göre temerrüt faizi yürütülmesi gereği açıktır. Bu yönde Borçlar Kanununun 101. maddesi hükmüne göre; borçlunun temerrüdü için alacaklının ihtarı gerekmekte ise de; taraflarca borcun ifa edileceği gün biliniyor ya da bilinebilir olması durumunda artık borçlu, ihtar şartı aranmaksızın bu günün dolması ile mütemerrit olur. Dava konusu, takvim yılından oluşan ( 1992 yılı ) hesap döneminde eksik tahakkuk ettirilen ve ilgili yılın sonunda ana paraya dönüşen vadesiz mevduat faizine ilişkin borcun ifa edileceği tarih Bankacılık Mevzuatı kapsamında o yılı takip eden takvim yılı başı ( 1.1.1993 ) olup, işbu borcun ifa edileceği tarih taraflarca bilindiğinden artık borçlununun mütemerrit duruma düşmesi için ihtar şartı aranmaz. O halde asıl alacağın muaccel hale geldiği 1.1.1993 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar TC. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranına göre temerrüt faizine hükmedilmelidir.
Keza davaya konu 1995 yılına ait hesap döneminde eksik tahakkuk ettirilen vadesiz mevduat faizi alacağı; 3182 sayılı Kanunun 51/1. maddesi kapsamında ancak yıl sonu itibariyle faiz niteliğini kaybederek ana para niteliğini kazanacağından; 1479 sayılı Kanuna 2423 sayılı Kanunla ek 6. maddede öngörülen, ceza-i şart niteliğindeki vadeli mevduat faizine de 1995 yılına ait hesap dönemini takip eden takvim yılı başından itibaren 15 gün sonrası ile dava tarihi arasındaki dönem için hükmedilmeli giderek asıl alacağın tamamının tahsiline dek, ödenmeyen kesimi için ( asıl alacağın ) vadeli mevduat faizi ( cezai şart ) yürütülmelidir.
3-Davada asıl alacağa temerrüt faizi yürütülmesi istenmesine rağmen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun madde 74 de öngörülen taleple bağlılık ilkesi ile 185/2. maddede öngörülen iddianın genişletilemeyeceği ilkesine aykırı biçimde davaya konu cezai şarta da dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi keza usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.6.2000 gününde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy