(2004 S. K. m. 72) (506 S. K. m. 4)
Davacı, borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Fatih Arkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, prim alacakları için Kurum tarafından yapılmakta olan icra takibinde; işveren sıfatı bulunmadığı için borçlu olmadığının tespiti ile takibin ve adına yapılmış olan işyeri tescilinin iptalini istemektedir.
Mahkemece, işyeri tescilinin davacının verdiği vekaletname uyarınca vekil Rahim Aydın tarafından yapılmış bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden davacı Ramazan, noterlikte düzenlenen (Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi) uyarınca 11 dairelik bina inşaatı için arsasını müteahhit Rahim Aydın'a bırakmış olup inşaat anahtar teslimi yapılıp 5 dairenin davacıya ait olacağı anlaşılmaktadır. Yine noterden verilen Belediye, Tapu, İmar Müdürlüğünde yapılacak işlemler için verilen ancak Sosyal Sigortalar Kurumuna yapılacak bildirimler için açık yetki içermeyen vekaletname uyarınca müteahhit Rahim Aydın, vekil sıfatıyla davacı adına işyeri bildiriminde bulunarak, diğer çalışma belgelerini de bu sıfatla kuruma vermiş olup, kurum tarafından bildirimler doğrultusunda davacı işveren kabul olunarak işlem yapılmıştır.
Yasanın işyeri bildiriminin işveren tarafından yapılacağı işverenin ise sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler olacağı hükümleri karşısında olayın özellikleri de göz önünde tutularak öncelikle müteahhit Rahim'in dinlenerek, işyerinin davacı adına kapsama alınmasına olanak sağlayacak özel bir yetkinin kendisine verilip verilmediği, 506 sayılı yasanın 4. maddesi tanımına uygun olarak davacının işyeri bildirimi için gerekli olan işveren sıfatını taşıyıp taşımadığı belirlenmeli, ayrıca işyeri dosyasında yer alan ve davacı adı altında atılan ancak davacının kendisine ait olmadığını belirttiği imzalar yönünden aidiyet incelemesi de yaptırılarak oluşacak kanaate göre hüküm kurmak gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy