(506 S. K. m. 26)
Dava : İşkazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili davasının bozmaya uyarak yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar Avukatlarınca istenilmesi ve davalı Avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.09.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Kemal Aksoy ile karşı taraf adına Avukat Hülya Aksakallı geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir. Dairemizin önceki bozma kararında kusur oran ve aidiyetine ilişkin olarak; ilk hükme esas kılınan kusur raporunda, iş kazasının tamamen kaçınılmazlık sonucu vuku bulduğunun belirtildiği, ne var ki, zararlandırıcı sigorta olayının oluş biçimine nazaran Maden ve Taş ocakları işletmeleri ve Tünel Yapımında alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği önlemlerine ilişkin Tüzük hükümlerine kısmen uyulmaması nedeniyle davalı işverene münasip oranda kusur verilmesi gereği öngörülmüştür. Mahkemece Dairemizin anılan Bozma kararına uyulması karşısında; iş kazasının vukuunda kaçınılmazlığın baskın nitelikte olduğunun kabulü ile davalı işverene münasip oranda kusur verilmesi gerekirken aksini öngören ve iş kazasında davalı işvereni %80 oranında baskın kusurlu, sigortalıları %20 oranında müterafik kusurlu bulan, kaçınılmazlık olgusunu irdelemeyen ve dosyada mevcut raporlarla kusur oran ve aidiyeti bakımından açık çelişki içerisinde bulunan yetersiz kusur raporunun hükme dayan kılınması isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş; İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile maden iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda; Dairemizin ilk bozma kararı ve yukarıda öngörülen esaslar çevresinde ve mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek biçimde rapor alınıp, irdeleyerek sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir.
3- Davacı Kurumun rücu alacağının tavanını teşkil eden miktarın belirlenmesinde; hak sahiplerinin 1996/111 esas sayılı tazminat davasında alınmış olup, işbu rücu davasında bağlayıcı bulunan 27.06.1994 tarihli hesap raporunda öngörülen maddi zarar miktarına, işverenin saptanacak kusur oranının uygulanmasıyla ve hak sahibi eş için ayrıca evlenme şansından dolayı da %15 oranında indirimde yapılarak bulunacak miktardan her hak sahibi için ayrı ayrı olmak üzere aynı davada hükmedilen maddi tazminat tutarlarının indirilmesiyle ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun madde 74'de öngörülen taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek tavan kontrolünün yapılması gerekirken tazminat davasında maddi zarardan indirilen gelir peşin değerinin dış tavan olarak kabulü ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı Avukatı yararına takdir edilen 97.500.000.-Lira duruşma avukatlık parasının davalıya, davalı Avukatı yararına takdir edilen 97.500.000-Lira duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.09.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy