(743 S. K. m. 545) (2709 S. K. m. 60) (818 S. K. m. 43)
Dava: Davacı, trafik işkazasında malül kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan deliller ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Sosyal Sigortalar Kurumunun tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı Kurum, meydana gelen trafik iş kazasında malül kalan sigortalı M. A.'ye bağladığı gelirler ve harcamalar dolayısıyla uğradığı zararın tahsilini davalıdan istemektedir.
Meydana gelen trafik iş kazasında otobüs kullanıcısı olan sigortalı 6/8 oranında davalı H.'ın miras bırakanı A. ise 2/8 oranında kusurlu bulunmuştur.
Davalı H. 1993 doğumlu olup, meydana gelen trafik kazasında babasını, kardeşini ardın da annesini yitirmiş olup Ermenek Sulh Hukuk Mahkemesi'nin "vasi tayini" kararının incelenmesinden davalı küçüğün tek mirasçı kaldığı ve babasından dolayı bağlanan Bağ-Kur maaşı dışında başka bir gelirinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öncelikle davalı küçüğe intikal eden terekenin borca batık olup olmadığı üzerinde durulmalı ve Medeni Kanunun 545. maddesi hükmüne göre terekenin borca batık olduğunun sabit olması halinde mirasın davalı tarafından reddedilmiş olacağı dikkate alınarak davanın reddi hususu mahkemece tartışılmalıdır. Ayrıca davalı küçüğün, murisi babasının taraf olduğu hukuksal bir gerçektir. Ancak olayımızda miras hukuku ilişkileri nedeniyle tazmin sorumlusu olmak durumunda kalan davalı küçüğün meydana gelen kaza nedeniyle içine girdiği sosyal ve ekonomik sıkıntıların boyutu, ele geçen terekenin ise çok sınırlı Bağ-Kur yetim aylığından ibaret olduğu, geçiminin dayısı olan vasi Hasan tarafından sağlandığı dikkate alındığında zararın tamamından sorumlu tutularak hüküm kurulması hak ve nesafete aykırı olup, Anayasa'nın 60. maddesi ile küçüğe sağlanmış ve güvence altına alınmış olan "Sosyal güvenlik hakkını yok edeceği de ortadadır.
Belirtilen tüm bu hukuksal, sosyal ve fiili gerçekler karşısında Mahkemece Borçlar Kanununun 43. maddesinde yer alan "Hakim hal ve mevkiinin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suret ve kapsamını tayin eder" hükmü ile talep edilen tazminat ve saptanan tavan zarardan hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
3- Gelir bağlama kararında sigortalının % 51 oranında meslekte kazanma güç kaybına uğradığı ve bu oran ile gelir bağlandığı anlaşılmasına karşın tavan hesabının % 53 güç kaybı oranı ile yapılması da keza usüle ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı tarafın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 7.2.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy