(506 S. K. m. 26) (1475 S. K. m. 73)
Dava: Davacı, iş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı Avukatı ve davalılardan Cevat Güler tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı Kurum ile davalı Cevat Güler'in sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26'ncı maddesi olup, davalıların rücu alacağından sorumlulukları anılan maddede öngörülen yasal koşulların varlığı halinde mümkündür. Hükme dayanak kılınan kusur raporunda; zararlandırıcı sigorta olayının vukuunda davalılardan Ali'ye %50, Cevat'a %25, sigortalıya %25 oranında kusur verilmiştir. Öncelikle işbu kusur raporunu düzenleyen bilirkişilerin İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatı konusunda uzmanlıkları dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Öte yandan davalı Cevat'a %25 kusur oranı, taşeron sıfatından bahisle verilmiş ise de, adı geçenin taşeron olmayıp, aynı işyerinde hizmet akdi ile ancak usta sıfatıyla çalıştığının dosya içeriğindeki belgelerden anlaşılması karşısında, davalı Cevat'a kusur atfında bu maddi olgu esas alınmalıdır. Ne var ki, kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olguların hukuk hakimini bağlayacağı ilkesi çevresinde adı geçen davalıya herhalde bir miktar kusur verilmesi gereği gözönünde tutulmalıdır.
Mahkemece, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak saptanan bu maddi olgu esas alınmak suretiyle İş Kanunun 73. maddesi ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusundaki mevzuatının öngördüğü sosyal güvenlik önlemlerinin neler olduğu ve bu önlemlerin işyerinde alınıp alınmayacağı yine sigortalının bu önlemlere uyup uymadığının irdelenmesi suretiyle kusur oran ve aidiyete konusunda rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yetersiz kusur raporuna dayanılarak karar verilmesi yerinde değildir.
3- Davacı Kurumun rücuan alacağının dış tavanını teşkil eden miktarın belirlenmesinde;
a) 07.09.1999 olan hüküm tarihi itibariyle yürürlüğe giren 01.01.1999 ve 01.07.1999 tarihli asgari ücret artışlarını nazara almayan,
b) Sigortalının gelir almadan geçireceği ve bu nedenle maddi zarar hesabında dışlanması gereken askerlik süresinin, fiili duruma uygun biçimde sigortalının 20 yaşını ikmal edeceği yıllara göre belirlenmesi gerekirken aksinin kabulü ile bu süreyi global olarak hak sahibi annenin destekten yararlanma süresinden indiren ve belirtilen nedenlerle yetersiz bulunan hesap raporunun hükme dayanak kılınması,
4- Davada teselsül hükümlerine dayanılması nedeniyle avukatlık parası, harç ve yargılama giderlerinin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken sadece davalılardan alınması yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ile davalılardan Cevat'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy