(506 S. K. m. 2, 3, 78, 79) (2527 S. K. m. 5, 8) (1086 S. K. m. 75)
Dava: Davacı, davalılardan Ş. Etfal Hastanesi Başhekimliği'nde çalıştığı sürelerin tescili ile kıdem derecesinin yükseltilmesi ve şimdilik 3.000.000 lira tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi F.A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 75. maddesi hükmüne göre bir davada dayanılan maddi vakaları açıklamak taraflara, bu maddi vakıaları nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini bulup, saptamak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak hakimin görevidir.
Somut olayda da dava dilekçesindeki maddi olgular nitelendirildiğinde dava hukuki nitelikçe 1979 ile 1983 tarihleri arasında Ş. Etfal Hastanesi işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ancak diğer davalı kuruma bildirilmediği iddia olunan çalışma süresinin tespitine ilişkin olup yasal dayanağı 506 sayılı kanunun 79/8. maddesidir.
Davacı, Ş. Etfal Hastanesi'nde Kıbrıs uyruklu fahri asistan olarak çalıştığını iddia etmektedir.
506 sayılı kanunun 2. maddesi hükmüne göre bir hizmet akdine dayanılarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştıranlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar. Anılan kanun kapsamında sigortalı olmak için 506 sayılı kanunun 3/I-B ve 78/2. maddeleri gözetildiğinde ücretin nakit olarak ödenmesi koşul olmadığı açıktır. Bir başka ifade ile ücretin nakit (= para) olarak ödenmesi mümkün olduğu gibi aynı yardım olarak yerine getirmesi de asıldır.
Somut olayda da davalı ile işveren arasındaki çalışma ilişkisinde, hizmet akdinin yasal koşullarından bulunan "zaman" ve "bağımlılık" unsurları mevcuttur. Davacının hastanede fahri asistan olarak çalışması bir başka ifade ile ücret almaması, aralarındaki çalışma ilişkisinin hizmet akdi niteliğini ortadan kaldırmaz. O halde, davacının iş bu hastane işyerinde fahri asistan olarak geçen çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayandığı ve ücret ödenmese dahi davacının 506 sayılı kanun madde 2 kapsamında sigortalı (= 506 sayılı kanunun 3/II-A maddesi hükmü saklı tutularak) niteliğini haiz bulunduğu açıktır.
Öncelikle 2527 sayılı Türk Soylu Yabancıların Türkiye'de Meslek ve Sanatlarını Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu, Özel Kuruluş veya işyerlerinde Çalıştırılabilmelerine İlişkin Kanunun 5. maddesi hükmünde, "bu kanun kapsamına girenlerin çalıştıkları kamu, özel kuruluş veya işyerlerinde uygulanan personel sosyal güvenliğine ilişkin mevzuat hükümlerine tabii olacakları" öngörüldüğünden davacının Türk soylu yabancı sıfatıyla anılan kanun kapsamında bulunması halinde yasanın yürürlüğe girdiği 29.9.1981 tarihinden itibaren 506 sayılı kanuna tabi sigortalı kabul edilerek tespit istemi 506 sayılı kanunun 79/8'nci hükmü çerçevesinde değerlendirilmelidir.
2527 sayılı kanunun 8. madde kapsamında 25.10.1982 tarih 8/5488 no'lu Bakanlar Kurulu kararı ile çıkartılan ve 14.1.1983 tarihinde yürürlüğe giren yönetmeliğin "tabi olacakları Mevzuat" başlığını taşıyan 10. maddesinde, Sosyal güvenliğe ilişkin konularda aynı işlerde çalışan Türk vatandaşlarına uygulanan mevzuat hükümlerine 506 sayılı kanunun 3/II-A maddesi hükmü saklı tutalarak -tabi olacakları" öngörülmüş ise de iş bu saklı tutmaya ilişkin son fıkranın normlar hiyerarşisine göre yönetmelikler kanunlara aykırı hüküm içeremeyeceğinden uygulanma niteliği mevcut değildir.
Davacının 2527 sayılı kanun kapsamında bulunmaması ya da kapsamda olmakla birlikte 29.9.1981 tarihinden önceye ilişkin tespit istemi yönünden; 506 sayılı kanunun 3/II-A maddesi hükmüne göre "Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, bir işveren emrinde çalışan ve Türk uyruklu olmayan kimselerden kurumdan yazılı istekte bulunanlar hakkında istek tarihinden sonraki aybaşından başlanarak uygulanacağından, davacı da Kıbrıs uyruklu olup, Türk vatandaşlığına geçmediği dönemlerde anılan yazılı istek koşulunun varlığı araştırılmalıdır. Bu yönde işe giriş bildirgesinin maddede öngörülen "yazılı istek" kapsamında olduğu olgusu göz önünde tutulmalıdır.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında bağıtlanan ve onay belgesinin Lefkoşe'de teati edildiği tarihi takp eden aybaşından itibaren yürürlüğe giren 9.3.1987 tarihli Sosyal Güvenlik Sözleşmesinde; her iki ülkeden birinin vatandaşlarının diğer ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına göre o tarafın vatandaşları ile eşit işleme tabi tutulmaları prensibi esas alınarak 4. marddesinde akit tarafların vatandaşlarının, akit taraf mevzuatına göre hak ve yükümlülükler bakımından eşit sayılacağı öngörülmüş ise de tespite konu çalışmalar iş bu sosyal güvenlik sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden önceki döneme ilişkin bulunduğundan; 506 sayılı kanunun 3/II-A maddesi hükmü, daha önce yürürlükte bulunan Sosyal Güvenlik Protokolleri çevresinde irdelenmelidir.
Sosyal Sigortalar Kurumu dışındaki davalıların işveren sıfatları bu yönde pasif husumet ehliyetleri ile davacının tespite konu süredeki çalışmasının fiili olup olmadığı ve 506 sayılı kanun madde 79/8'de öngörülen hak düşürücü sürenin geçip geçmediği de yönteminc ve gereğince araştırılıp irdelenmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan davanın yazılı nedenlerle reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.1.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy