(1479 S. K. m. 28, 56) (506 S. K. m. 109)
Dava: Davacı, 01.01.1997 tarihi itibariyle malullük aylığına hak kazandığının tespiti ile sataşmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Karar: Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Necla
Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; Bağ-Kur sigortalısı olan davacının, 01.01.1997 gününden geçerli olmak üzere maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ait olup, uyulan bozma ilamında açıkça belirtildiği gibi, davanın kanuni dayanağını teşkil eden 1479 S. Yasanın 28. maddesinde Bu yasanın uygulanmasında çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen sigortalı malul sayılır.
Şu kadar ki, sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık veya arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalı, bu hastalık veya arızası sebebiyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamaz.
Sigortalıların hangi hallerde çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş sayılacakları, 506 s. Sosyal Sigortalar Kanununa istinaden çıkarılan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğündeki esaslara göre tespit olunur.
56. maddesinde, Yukarıda belirtilen raporlar üzerinde Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, Sosyal Sigortalar Kurumu Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
hükmünün öngörülmesi karşısında mahkemece yapılacak iş; davacıdaki hastalık ve arazların sigortalılığın başlangıcında mevcut olup olmadığının, mevcutsa malül sayılmayı gerektirecek derecede bulunup bulunmadığının, şayet hastalık, sonradan ortaya çıkmışsa çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirip yitirmediğinin 506 s. Yasanın 109. maddesindeki prosedür uyarınca öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan, itiraz halinde Adli Tıp Kurumundan ve gerektiğinde Tıp Fakültelerinin bu konuda uzman kürsü konseyinden rapor alınarak belirlendikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 13.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy