(2918 S. K. m. 20, 36) (1479 S. K. m. 63) (2926 S. K. m. 47)
Davacı, trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Figen Cengiz tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20. maddesinin d bendi hükmüne göre tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, noterlerce yapılır. Noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.
Mahkeme, trafik kazası sonucu ölen Kurum sigortalısı Abdullah Osman A.'ın, olay anında araç sürücüsü ve harici senetle bu aracı satın alan kişi olduğunu, kayden malik olan davalının bu sebeple sorumlu olamayacağını kabul ederek davanın reddine karar vermiş ise de, bu karar isabetli bulunmamıştır.
Öncelikle davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesi değil 2926 Sayılı Kanunun 47. maddesidir. Anılan maddeye göre 3. kişinin sorumluluğu için suç sayılır eyleminin varlığı şarttır. 2918 Sayılı Kanunun 20. maddesine göre, harici satışlar geçersiz olduğundan davalının olay tarihi itibariyle kazaya sebep olan traktörün kayden maliki olduğu tartışmasızdır. Öte yandan aynı Kanunun 36/1 maddesine göre motorlu araçların maliklerince sürücü belgesi olmayan kimselere kullandırılması suç teşkil eden bir eylemdir. Davalıya ait aracı kullanan Kurum sigortalısı A. Osman A.'ın 3. kişi durumunda bulunmadığı ve bu nedenle Bağ-Kur sigortalısının kusurundan ötürü araç sahibi davalının sorumlu tutulmayacağı kabul edilmeli ise de davalının trafik kaza raporuna göre sürücü belgesine sahip olmayan sigortalıya araç kullandırdığı, bu suretle sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, davalının yukarıda açıklanan eylemi dolayısıyla kusur oranını belirlemek ve sonucuna göre davayı kabul etmekten ibarettir. Ayrıca 2926 Sayılı Kanunun 47. maddesi halefiyet kuralına dayanmadığından davalının sorunluluğunun Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değeri ile sınırlı olduğu gözetilerek artışlara ilişkin talebinin bu sebeple reddedilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.01.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy