(506 S. K. m. 130) (1475 S. K. m. 89)
Dava: Davacı, 16079.09.09 no.lu işyerinde 02.03.1998-30.04.2000 tarihleri arasında geçen çalışmaların gerçek ve fiili olduğunun tespiti ile aksine işleminin iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, işveren Fuat Kösem'e ilişkin işyerinde 02.03.1998 ile 03.04.2000 gününe kadar çalışmasına rağmen davalı Kurumca bu çalışmaların müfettiş raporuna dayalı olarak gerçek ve fiili olmadığı gerekçesi ile iptal edilmesi üzerine anılan çalışmaların sosyal güvenliğe esas, gerçek ve fiili olduğunun tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptalini istemektedir.
Çalışma olgusu her türlü delil ile ispat edilebilirse de tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı bu cümleden olarak sair kanıtlarla paralellik arz edip etmediği, bu bağlamda anılan beyanların gerçekleri yansıtıp yansıtmadığı denetlenerek, çalışma olgusu hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde sağlıklı olarak saptanmalıdır. Öte yandan aynı konuda yazılı deliller bulunduğu takdirde tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği gibi yazılı delillerin aksi dahi yine eşdeğer yazılı kanıtlarla ispatlanmalıdır.
Bilindiği gibi 506 S. kanunun 130. maddesinin değişiklikten önceki metninde sigorta müfettişlerince tutulan tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir hükmüne yer verilmekle beraber Ayrıca 1475 S. kanunun 89. maddesine göre ise İş hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili memurlar tarafından tutulan tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir denilmektedir.
Somut olaya gelince; davacı ve işveren Uğur Okan imzalarıyla tasdik ettikleri müfettiş tutanağındaki beyanlarında özetle hastalık nedeniyle sigortalı olmaya ihtiyaç duyulduğunu, çalışmanın fiili olmadığını, sigorta primlerinin dahi tamamen davacı tarafından ödendiğini açıkça ifade etmişlerdir. Bu bağlamda Müfettiş tutanağına dayalı olarak da gerçek dışı bildirimler nedeniyle, Kurumca işveren aleyhine tahakkuk ettirilen idari para cezasına vaki itiraz dahi sulh ceza mahkemesince red edilerek kesinleşmiştir.
Açıklanan müfettiş raporunun aksi eşdeğer yazılı delilerle kanıtlanmadığı gibi, bu konuda verilmiş bulunan kesinleşmiş yargı kararı karşısında, artık soyut tanık beyanlarına itibar edilemez. Davanın reddi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 21.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy