(6183 S. K. m. 54, 58, 79) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Davacı, borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava sonucu itibariyle 6183 Sayılı Kanun kapsamında gönderilen haciz ihbarnamesine 7 gün içerisinde itiraz edilmediğinden bahisle borç zimmetinde sayılarak davacı 3. şahıs aleyhine Sosyal Sigortalar Kurumunca düzenlenip tebliğ olunan ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
6183 Sayılı Kanunun 3. şahıslardaki menkul malların alacak ve hakların haczi başlığını taşıyan 79. maddesi hükmüne göre; kamu borçlusunun 3. şahıslardaki anılan madde kapsamına giren menkul mal, alacak ve haklarının haczine ilişkin bildirime (haciz ihbarnamesine) karşı 3. şahıs tarafından 7 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde mal elinde, borç zimmetinde kalmış sayılacak ve 3. şahıs bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulacaktır.3. şahsın bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulması ise; zimmetinde sayılan borç nedeniyle 3. şahıs hakkında, 6183 Sayılı Kanunun 54 vd. daki cebren tahsil ve takip esaslarına ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda 3.şahsa karşı zimmetinde sayılan bu borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının ödeme emrinin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmadan haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması Kanuna aykırıdır.
Somut olayda da; Kurum borçlusunun prim, eğitime katkı payı ve fer'ilerinden oluşan borcundan dolayı 6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi kapsamında gönderilen haciz ihbarnamesine karşı davacı 3.şahıs şirket 7 günlük yasal süre içerisinde Kuruma itirazda bulunmadığından borç zimmetinde sayılıp, bu borçtan dolayı aleyhine ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından bulunan 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre de kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında böyle bir borcu olmadığı nedenine dayanabilir. Kamu borçlusunun bu davada, hukuken ve maddeten böyle bir borcu olmadığını kanıtlayarak ödeme emrini iptal ettirmesi mümkündür.6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle haciz ihbarnamesinin kesinleşerek hacze konu borcun 3.şahsın zimmetinde sayılması takip hukuku kapsamında bir kesinleşme olup bu durumun; özellikle 6183 Sayılı Kanunda İcra İflas Kanununun 72. maddesine muadil bir hüküm bulunmadığı bir başka ifade ile menfi tespit davası açılmasına yasaca cevaz verilmediği olgusu gözetildiğinde; ödeme emrine itiraz kapsamında İş Mahkemesinde açılacak bir davada 3.şahsın maddi hukuk anlamında borçlu olmadığını kanıtlamasına yasal engel teşkil etmeyeceği söz götürmez. Hal böyle olunca 3. şahsın 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre Kurum aleyhine açacağı ödeme emrinin iptali davasında Kurum borçlusuna karşı borcu olmadığını ya da malın yed'inde bulunmadığını iddia ve ispat etmesi mümkündür.
Mahkemenin bu yöndeki kabulü yerinde ise de, somut olayda, Kurum borçlusu işverenin; davacı 3.kişi şirkette alacağı bulunup bulunmadığı hususu gereğince ve yöntemince araştırılmamıştır. Bu yönde özellikle Kurum borçlusunun 24.05.1999 tarihli mal beyanındaki davacı 3.kişi, şirkette çalıştığına ilişkin bildirimi kapsamında Kurum borçlusu tanık sıfatıyla dinlenmeli ve işyeri kayıtları da celbedilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy