(3201 S. K. m. 4) (818 S. K. m. 61, 83)
Davacı, 1000 Amerikan dolarının aynen yada ödeme tarihindeki kur karşılığı Türk lirası olarak ve fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 385.200.000 liranın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma sırasında 6393 olan gün sayısının Kurumca 7393 olarak hatalı hesaplanması sonucu 1000 gün karşılığı olarak fazladan ödenen 1000 ABD dolarının aynen ödetilmesine karar verilmesini istemiş ve mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
02.11.1993 günlü dilekçesi ile 30.03.1992 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek 28.06.1973 - 28.02.1992 tarihleri arasında Federal Almanya'da gerçekleşen çalışmalarından 28.06.1973-31.03.1991 tarihleri arasındaki dönem için 3201 Sayılı Kanun uyarınca borçlanma isteminde bulunan ve Kurumca borçlanma istemi kabul edilen davacının borçlanması gereken gün sayısı 6393 gün olduğu halde Kurumca kendisine 7393 gün olarak bildirildiği 18.01.1994 tarihindeki kur karşılığı ve günlüğü bir dolar üzerinden 114.115.243 lira olarak Kurumun Vakıflar Bankası Kızılay Şubesindeki hesabına yatırıldığı ancak özlük dosyası içindeki 08.04.1996 gün ve 87879 sayılı Kurum yazısına göre borçlanma bedelinin ödendiğine dair makbuzun süresinde Kuruma ibraz edilmediği, 16.04.1999 tarihli tahsis talebinden hemen sonra 26.04.1999 tarihinde yapılan incelemede borçlanma süresi/bedelinin 6393 dolar olması gerekirken sehven 7393 dolar olarak ödeme yaptırıldığının anlaşılması üzerine sigortalının fazladan ödediği 1000 doların ödeme tarihindeki kur karşılığı 15.435.580 liranın kendisine iadesi için muhasebe servisine talimat verilerek durumun 26.04.1999 gün ve 104892 sayılı yazıyla davacıya bildirildiği, davacının 1000 doların aynen ya da ödeme günündeki kur üzerinden hesaplama yapılarak kendisine ödeme yapılması istemini içeren 13.05.1999 günlü dilekçesine Kurumca cevap verilmemesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davacıya 01.05.1999 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan yaşlılık aylığının hesaplanmasında 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan boçlanma ile kazanılan gün sayısının 7393 olarak kabul edildiği dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
Davacının 3201 Sayılı Kanun uyarınca borçlanma talebinde bulunduğu 28.06.1973 - 31.03.1991 tarihleri arasındaki gün sayısı 6393 gün olduğu halde, Kurumca bu süre sehven 7393 gün olarak davacıya bildirilmiştir. Fazladan bildirilen 1000 günlük süre yaklaşık 3 yılı kapsamaktadır ki davacının Almanya'da bu kadar çalışması da yoktur. Borçlanma günlüğü bir dolar üzerinden yapılmıştır. Davacının basit bir hesapla borçlanma talebinde bulunduğu sürenin kaç gün olduğunu belirlemesi de mümkün olduğu halde yanlışlığın Kurumca farkedilip kendisine bildirilmesine kadar lehine olan hatalı Kurum işlemini kabullenmiş, hatta borçlanma bedelinin ödendiğine dair makbuzu da uzun süre Kuruma ibraz etmemiştir. Kurum tahsis talebinde bulunulmasından kısa bir süre sonra yaptığı incelemede yanlışlığı farkederek davacıya ödeme önerisinde bulunmasına rağmen yaşlılık aylığı bağlarken borçlanma süresini davacı lehine 7393 gün olarak hesaplamıştır. Bu durumda davacıyı tamamen iyi niyetli davalı Kurumu kötü niyetli kabul etmek mümkün değildir. Her iki tarafın eşit kusurlu olduğunun kabulü hukuka ve hakkaniyete uygun olacaktır.
Davada çözümlenmesi gereken öncelikli sorun; borçlanma dolasıyla Kurumun mal varlığında meydana gelen zenginleşmenin sebebsiz hale dönüşmesi nedeniyle Sosyal Sigortalar Kurumunun iade yükümünün belirlenmesine ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki, 3201 Sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca, borçlanma tutarı; bu işlemi yürüten Sosyal Sigortalar Kurumuna "Türk Lirası" olarak intikal etmektedir. Bunun doğal sonucu olarak Kurumun malvarlığında meydana gelen artışın, Borçlar Kanununun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin 61 vd. maddeleri çerçevesinde iade edilmesi gerekir. Dava konusu somut olayda iyi niyetle sebepsiz zenginleşen durumundaki davalı Kurumun iadeyle yükümlü bulunduğu değer; iktisap anında malvarlığına dahil olan borçlanma tutarı ve borçlanma bedelinin ödendiği tarihten iade anına kadarki süreyle sınırlı olarak hesaplanacak faizden ibarettir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin "Mevzuu para olan borç memleket parasiyle ödenir" hükmünü öngören Borçlar Kanunu'nun 83. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy