(1479 S. K. Ek. m. 19, m. 26) (4692 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile 1.1.2001 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına ve faizleriyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava sonucu itibariyle 1479 sayılı kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı davacının aynı Kurumdan 7.12.2000 günlü yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi itibariyle prim ve fer'ilerinden dolayı borcu olmadığının ve 1.1.2001 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından bulunan 1479 sayılı kanunun ek 19. maddesinin ilk şekline göre Kuruma kayıt ve tescil yapıldığı halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren 10 yıl içinde hiç prim ödememiş olan sigortalılar hakkında sigortalılık hakları saklı kalmak kaydıyla, Kurumca sigortalılık işlemleri durdurulur, ancak kendileri veya hak sahiplerinin müracaatı halinde müracaat tarihinde yürürlükte bulunan hükümler uygulanır. Aynı maddenin 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 34. maddesiyle değişik şeklinde ise Kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, kayıt ve tescil tarihinden itibaren üç yıl ve daha fazla süreyle hiç prim ödememiş olanların sigortalılık işlemlerinin sigortalılık hakları saklı kalmak kaydıyla durdurulacağı ancak sigortalının bu süreye ilişkin primlerinin ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının prim tutarı üzerinden hesaplanarak tahsil edileceği ve haklarında ödeme tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu durumda; 1479 sayılı Kanunun Ek 19 maddesinin uygulanma koşulları; Bağ-Kur zorunlu sigortalılarının aynı Kanunun 26. maddesine göre Kuruma kayıt ve tescil tarihinden itibaren üç yıl ve daha fazla süreyle hiç prim ödememiş olmalarıdır. Bir başka ifade ile Bağ-Kur zorunlu sigortalılarının Kuruma kayıt ve tescil tarihinden itibaren üç yıllık süre dahilinde prim ödemesinde bulunmaları halinde; sigortalıların bu süreye ilişkin primlerinin Ek 19 madde kapsamında ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının prim tutarı üzerinden hesaplanmasına yasaca cevaz yoktur. Davada somutlaşan olayda da; davacı sigortalı, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği 2.1.1973 tarihinden itibaren üç yıl içerisin de 31.1.1973 ve 16.4.1973 tarihinde Kuruma prim ödemesinde bulunmuş olup, Ek 19 madde hükmüne göre primi ödeme yükümü bulunmamaktadır. Kaldı ki davalı Kurum da 2.1.1973 tarihi itibariyle yasal sürede tescil ettiği ve vergi kaydı ve meslek odası kaydına göre kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasını sürdürdüğünü kabul ettiği sigortalının bu sürede ödemekle yükümlü bulunduğu primlerin dava veya icra takibi yoluyla sigortalıdan tahsili yoluna gitmeyerek Sosyal Güvenlik Kuruluşu olarak Anayasal nitelikteki yükümünü yerine getirmemiştir.
Diğer taraftan 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 1. maddesi hükmünde; Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe (4.10.2000) kadar Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmamış olan sigortalılar yönünden; 1479 Sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla 20.4.1982 tarihinden 4.10.2000 tarihine kadar vergi dairesine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlara, bu sürelere ilişkin primleri ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden borçlanarak değerlendirme olanağı getirilmiş olup; somut olayımızda, davacı sigortalının Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlük tarihinden önce Bağ-Kur'a kayıt ve tescilinin bulunması itibariyle anılan geçici madde hükmünün de davacı yönünden uygulanması mümkün değildir.
Kaldı ki, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 Tarih ve 2000/61 - 34 sayılı Kararı ile iptal edilmiş ve iş bu iptal kararı Resmi Gazetede yayımından 9 ay sonra 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi Kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ise, ancak objektif statüden sübjektif statüye girmiş haklar için söz konusu olup, somut olayda, bu yönde Kurum lehine oluşmuş bir sübjektif hakkın varlığından da söz edilemez.
3.07.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4692 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesi hükmünde; 1479 Sayılı Kanuna göre 4.10.2000 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil edildiği halde kayıt ve tescil tarihinden itibaren 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile 5 yıl ve daha fazla süreyle prim ödemeyenlerin bu sürelere ilişkin prim borçlarının, sigortalının bulunduğu gelir basamağının 31.7.2001 tarihinde geçerli olan prim tutarı üzerinden hesaplanarak tahsil edileceği öngörülmüş; bu yönde 1479 Sayılı Kanunun Ek 19 maddesi hükmü yeniden düzenlenerek Bağ-Kur'a kayıt ve tescil tarihinden itibaren belli sürede hiç prim ödememeye ilişkin koşul kaldırılmış ise de; bu tür yeni kanunların yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal tesirini husule getireceği ve tüm uyuşmazlıklara uygulanması ilkesinin kanunların geriye yürümesi anlamını taşımaması; somut olayda da davacı sigortalının 4692 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 31.10.2000 tarihi itibariyle 1479 Sayılı Kanunun 49 ve devamındaki hükümlere göre bildirilen prim ve gecikme zammı borcunu 1.11.2000 tarihinde ödemiş bulunması karşısında; anılan Kanunun aleyhe hükümlerinin davacı yönünden uygulanmamasına neden olacak biçimde davacı lehine kazanılmış hak durumu oluşmuştur.
Hal böyle olunca davacı sigortalının 7.12.2000 günlü yaşlılık aylığı talep tarihi itibariyle davalı Kuruma prim ve fer'ilerinden dolayı borcu bulunmadığının kabulü ile davacının yaşlılık aylığı tahsis talebi bu çevrede değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy