(506 S. K. m. 4) (818 S. K. m. 43, 44) (743 S. K. m.151)
İş kazasında malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar Avukatlarınca istenilmesi ve davalı Turgay Ciner Avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine (...) gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Çalıştığı otel inşaatının barınma için tahsis edilmiş bölümünde kalırken gece vakti inşaat boşluğa düşerek ölen sigortalı; temel kuyusu açma ve hafriyat türü işleri üstlenmiş olan Çamyar İnş. ve Turizm San.Tic. Ltd. Şti. işçisi olup diğer davalıya ise inşaat sahibi asıl işveren konumunda husumet yöneltilmiştir. Ancak, davalı Turgay Ciner vekili yargılama sürecinde inşa edilen otelin kendisine ait olmadığı yönünde itirazda bulunduğu gibi, bu konuda sorumluluk sahibi olduğunu ileri sürdüğü şirket isimleri verip bunların yapmış olduğu sözleşmelerin bulunduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de, otel yapı ruhsatı ile tapu kaydında Turgay Ciner ve hissedarlarının adına yer verilmekte olup hissedarların kimler olduğu, iddia edildiği gibi işin dava dışı şirketlerce yürütülüp yürütülmediği konusunda özellikle davalı Turgay Ciner vekilinin iddiasına dayanak yaptığı kayıt ve sözleşmeler getirtilerek davalıların konumu açıkça belirlendikten sonra işin esasına girilmesi gereği gözetilmemiş olması,
2-Kurum müfettişi tarafından olayla ilgili olarak yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen rapor ve ekindeki tutanak içeriklerinde, iş kazası nedeniyle hazırlık soruşturması yürütüldüğüne ilişkin bilgiler yer almakta olup anılan soruşturma sonucunda kamu davası açılmış olma olasılığı da gözetilerek gerekli araştırma yapılıp konuya ilişkin belgeler getirtilerek, tarafların kusur konusundaki itirazları üzerinde durularak ileri sürdükleri kanıtlar da toplandıktan sonra işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden oluşturulmuş bilirkişi heyeti aracılığıyla kusur incelemesi yapılması gereği üzerinde durulmaksızın, maddi olgular şüpheye yer vermeyecek biçimde saptanmadan iki tanığın belirsiz anlatımını içeren Kurum Müfettişi Raporundaki bulgular dayanak alınarak kusur incelemesi yoluna gidilmiş olması,
3-Sigortalının kazancının asgari ücrete orantılanması konusunda yapılan hesap hatası nedeniyle bu yanlışlığı giderici nitelikte 20.12.2001 tarihli hesap raporu alındığı halde, karar gerekçesinde belirtilen hesaplama hatasını içeren 13.10.2001 tarihli rapordaki tavan değerinin esas alındığına yer verilmesi yanılgı içerdiği gibi; zararlandırıcı sosyal sigorta olayı sonucunda, sigortalının yüzde yüz sürekli iş göremez durumuna girdiği ve başkasının bakımına muhtaç olduğu da tartışmasızdır. Kuşkusuz sigortalı kendisine baktırmak için başkasının yardımından yararlanacak ve yararlandığı kişi veya kişilere ücret ödeyecektir. Ödenecek bu ücretin peşin sermaye değeri, sigortalının bakımdan doğan zararıdır. Konu ülke genelinde düşünüldüğünde, kural olarak sigortalının kendisine asgari ücretle baktırabileceği üstün olasılık dahilindedir. Genel kural, bakım ücretinin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiği biçiminde ise de, her somut olayın özellikleri dikkate alınmak suretiyle kanıtlandığı takdirde asgari ücretin üzerinde veya altında saptanacak herhangi bir ücret miktarı hesaplamaya esas alınabilir.
Bilindiği gibi 506 sayılı Yasa'nın 20/4. maddesi gereğince, şayet sigortalı bir başkasının bakımına muhtaç ise bağlanan gelir %50 oranında arttırılır. Bu durumda bakım ücreti hesap edilirken Mahkemece tespit edilen tavanın %50'sinin bakım ücreti olarak kabul edilmesine olanak yoktur. Zira gerçek belli iken başka bir yöntemin benimsenmesi geleneksel tazminat hukuku ilkelerine aykırı düşer. Olaydaki gerçek, sigortalının bakım için ücret ödemesidir. Ödeyeceği ücret, tavanın %50'sinin altına inebileceği gibi üstüne de çıkabileceğinden, tavanın %50'sinin bakım ücreti olarak değerlendirilmesi düşünülemez.
Ayrıca sigortalının evli olup olmadığı araştırılıp incelenmeli, evli olduğu anlaşıldığı takdirde Medeni Kanun'un 151. maddesi hükmünde öngörülen müzaharet yükümü gereği olarak sigortalının aile birliği içinde kendisinin bakımının sağlanmasında eşinin yardımından yararlanacağı hususu dikkate alınarak, bakım için hesap edilen zarardan Borçlar Kanunu 43 ve 44. maddeler gereğince uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılmalı, keza sigortalının gelirinden bakım için bir miktar pay ayıracağı dahi göz önünde tutularak bu olgu da hakkaniyet indirimi çevresinde düşünülerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda bakım ücretinin ne miktar olduğunun araştırılıp incelenmemesi ve tavan denetiminin buna göre yapılmamış olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, davacı Avukatları yararına takdir edilen 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalılara, davalılar Avukatları yararına takdir edilen 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, 28.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy