(818 S. K. m. 63)
Dava: Davacı, istirdadın yasal olmadığını beyanla sataşmanın önlenmesine ve istirdada ilişkin kararın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Necla Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacıya 2.5.1979 tarihinden geçerli olmak üzere sürekli işgöremezlik geliri, 1.12.1984 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlandığı, yaşlılık aylığı; sürekli işgöremezlik gelirinden yüksek olduğundan 506 Sayılı Kanunun 92.maddesi uyarınca yaşlılık aylığının tam, sürekli işgöremezlik gelirinin yarıya indirilerek ödenmesi, keza sosyal yardım zammının;506 Sayılı Kanunun Ek-24.maddesi uyarınca sadece yüksek olan yaşlılık aylığı tahsis dosyasından ödenmesi gerekirken 1.12.1984 - 23.12.1999 tarihleri arasında hem yaşlılık aylığının hem de sürekli işgöremezlik gelirinin tam olarak ödendiği, ayrıca sadece yaşlılık aylığı tahsis dosyasından ödenmesi gereken sosyal yardım zammının da her iki dosyadan ayrı ayrı ödendiği, Kurumun 23.12.1999 tarihinde bu hatanın farkına vararak sonraki ödemeleri yasaya uygun hale getirdiği ve 1.12.1984 - 23.12.1999 tarihleri arasında fuzulen ödenen 961.613.993 liranın sigortalının hesabına borç kaydedildiği çekişmesiz olup, davacı hatalı işlemin kendisinden kaynaklanmadığını, Kurumu yanıltmasının da söz konusu olmadığını belirtilerek 1.12.1984 - 23.12.1999 tarihleri arasında fazladan ödenen 961.613.993 liranın istirdadına dair Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiş,Mahkemece; fuzulen yapılan ödemelerin geri istenmesinin yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden Borçlar Kanunu'nun 63. maddesine göre; sebepsiz zenginleşen kişinin, iade borcu ile yükümlü tutulabilmesi için kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Davacının iyi niyetli olduğunun kabulü asıldır. Davacının kötü niyetli olmadığı ve Kurumu yanıltmadığı dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Kaldı ki, Davalı Kurumca davacının kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Öte yandan, birçok Yargıtay Kararında da belirtildiği gibi; iyi niyetle zenginleşen kimse, zenginleşmenin geri verilmesinden dolayı; zenginleşme hiç olmasaydı bulunacağı durumdan daha kötü duruma düşürülemez.
Yaşam deneyleri ve günümüzün ekonomik koşullarına göre davacının, kendisine ödenen dava konusu yaşlılık aylıklarını tüketerek elden çıkarmak zorunda kalan, günü gününe ve kıtı kıtına geçinen kimselerden olduğunun da kabulü gerekir. Şüphesiz bu yönden bir kuşku ve duraksama duyulması halinde Mahkemenin gerekli inceleme ve araştırma yapabileceği de tartışmasızdır.
20.11.1984 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talep dilekçesinde iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasından gelir aldığını beyan eden davacının kötü niyetli olmadığı, Kurumu yanıltmadığı, yanlışlığın; sürekli işgöremezlik geliri aldığını beyan eden sigortalının özlük dosyası elinde bulunan Kurumun gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin fazla ödemede bulunmasından kaynaklandığı dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy