(3201 S. K. m. 3)
Davacı, bağlanan aylığın iptaline ilişkin Kurum kararının iptali ile aylığın devamına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ve 01.08.1991 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan yaşlılık aylığının, yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle bağlandığı tarih itibariyle kesilmesine dair Kurum işleminin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tahsis talep tarihine göre; davacının, Türkiye'de gerçekleşen 206 günlük zorunlu SSK sigortalılığı, 900 günlük askerlik borçlanması ve 09.09.1968 - 30.09.1984 tarihleri arasında Almanya'da gerçekleşen ve 2147 Sayılı Kanun uyarınca borçlanılan 5700 günlük hizmetinin geçerli olduğu çekişmesizdir.
07.12.1990 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek 01.10.1984 - 17.12.1990 tarihleri arasında Almanya'da gerçekleşen 2236 günlük çalışmasını 3201 Sayılı Kanun uyarınca borçlanan ve 17.07.1991 tarihli tahsis talebine istinaden 01.08.1991 tarihinden geçerli olmak üzere kendisine yaşlılık aylığı bağlanılan davacının, 09.09.1968 - 30.06.1993 tarihleri arasında fiilen çalıştığı 20.09.1993 - 30.04.2000 tarihleri arasında Alman Sigorta Merciinden işsizlik ve hastalık yardımı aldığının belirlenmesi üzerine yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle kesildiği ve 01.08.1991 - 20.03.2001 tarihleri arasında fuzulen ödendiği ileri sürülen yaşlılık aylıklarının istirdadına tevessül edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 3. maddesine göre, yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için yurda kesin dönüş yapmak esas koşuldur.
Davalının kesin dönüş yaptığını iddia ettiği ve tahsis talebinde bulunduğu tarihi de kapsar biçimde Federal Almanya Cumhuriyeti'nden işsizlik ve hastalık sigortası yardımı aldığı konusunda taraflar arasında herhangibir uyuşmazlık yoktur.
Davada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun; yurt dışında işsizlik sigortasından yardım alan sigortalının borçlanmak amacıyla yurda girdiği tarihin kesin dönüş sayılıp sayılamayacağı meselesidir. Yurt dışında işsizlik sigortasından yardım alan sigortalının o ülkede oturmak zorunda olduğu ve bunun doğal sonucu olarak o ülkeden ayrıldığı taktirde yapılan yardımın kesileceği bilinen bir gerçektir. Alman Sosyal Güvenlik Mevzuatına göre işsizlik sigortası kolundan yardım alabilmek için kişinin emeğini iş piyasasına amade tutması gerekir. Zira devlet işsizleri ve işyerlerini takip etmekte herhangi bir işyerinde boşalma olduğu takdirde işsiz kalan ve işsizlik yardımı alan kişiyi işe girmeye davet etmektedir. Bu kişi yapılacak böyle bir daveti kaçırmamak için o ülkede oturmaya ve ülke sınırları dışına çıkmamaya özen göstermek zorundadır.
Öte yandan yurda kesin dönüş yapmaktan sözedebilmek için yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları gerekir. Başka bir anlatımla, yurt dışındaki işçi sıfatıyla, çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkilerini bitirmeden Alman Sosyal Güvenlik Kuruluşlarından yardım alarak geçici sürelerle yurda giriş yapmak "kesin dönüş" yapıldığı anlamını taşımaz. Keza yurt dışındaki işini kaybetmek de herzaman kesin dönüşe delalet etmez. Giderek kişi işsiz kalabilir ama işsizlik sigortasından yardım almayı yeterli görerek yurda kesin dönüş yapmayabilir.
Bu çerçevede; Federal Almanya'da işsizlik sigortasından yardım almak kişinin yurt dışında oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi, somut olayın özellikleri içinde belirlenecek aynı güçte delillerle kanıtlanabilir.
Mahkemece yapılacak iş; davacı yurda kesin dönüş koşulunu yerine getirmediğinden 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanmanın iptaline dair Kurum işleminin yerinde olduğunun ve davacının Türkiye'de gerçekleşen hizmetleri, askerlik ve 2147 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanmalar ile kazanılan (206+900+5700=) 6806 günlük hizmet süresi üzerinden 01.08.1991 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermekten ibaret olup eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy