(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, işkazasında ölen sigortalı işçinin haksahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 Sayılı Kanunun 26.maddesi haleflik ilkesine dayanmakta olup; Sosyal Sigortalar Kurumunun rücu alacağı sigortalı ya da hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar miktarı ile sınırlıdır. Bu bağlamda,sigortalı ya da haksahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılıp kesinleşen maddi tazminat davasında hükme esas alınmış hesap raporunda öngörülen maddi zarar miktarları halefiyet ilkesi gereğince Kurumun açtığı rücu davasında bağlayıcı nitelik taşır.
Somut olayda da; haksahipleri tarafından davalı işveren aleyhine açılıp kesinleşen maddi tazminat davasında alınmış hesap raporundaki maddi zarar miktarları haksahibi eş ve çocuklar Bayram, Maksut ve Mine yönünden Kurumun işveren aleyhine açtığı işbu rücu davasında bağlayıcı ise de; anılan hesap raporunda, o davada taraf olmasına rağmen maddi yanılgı sonucu haksahibi çocuk Emine'ye destek payı ayrılmaması itibariyle destek payı ayrılması gereği gözetilerek eş ile çocuklar Bayram,Mine ve Maksut'un destek payları yeniden belirlenmeli ve saptanacak destek payları tazminat davasında alınmış hesap raporundaki maddi zarar miktarlarına uyarlanmalıdır.
Haksahibi Emine yönünden gerçek zarar tavanının belirlenmesinde tazminat davasında alınmış 22.11.1999 tarihli hesap raporunda adı geçen haksahibi yönünden maddi tazminat hesabı yapılmamış ise de; o davada hak sahibi Emine'nin de işverenden maddi tazminat isteminde bulunması,ve mahkemece maddi tazminat isteminin,maddi zararının sigorta tahsisi ile karşılandığından bahisle reddedilmesi itibariyle tazminat davasında alınmış hesap raporunda öngörülen doneler aynen alınmalı,destek payları yönünden de yukarıda açıklanan esas gözetilmelidir.
Diğer taraftan Sosyal Sigortalar Kurumu işveren aleyhine açtığı işbu rücu davasında Borçlar Kanununun 51. maddesine dayanarak dayanışmalı sorumluluk esasları çevresinde rücu alacağının kimliği meçhul teröristlerin kusuruna ilişkin kısmının da işverenden tahsilini istemekte olup; işverenin kimliği meçhul bu kişilere rücu olanağının bulunmadığı,sigortalının ölümünde işverenin eyleminin taksire, teselsül hükümlerine göre sorumlu bulunduğu, teröristlerin eyleminin kasda dayandığı bu gibi durumlarda; "hal ve mevkiin icabı" olarak Borçlar Kanununun 43 ve 44.maddesi hükümlerine göre takdir edilecek oranda dış tavandan indirim yapılmalıdır.Bu yönde dış tavanı teşkil eden miktarın teselsül hükümleri çevresinde belirlenmesinde; davalı işveren ile teröristlerin kusur oranları toplamının %100 olması nedeniyle haksahiplerinin saptanacak maddi zarar miktarlar kusur indirimsiz olarak alınarak, buna taktir edilecek hakkaniyet indirim oranı uygulanmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy