(506 S. K. m. 9, 10, 26) (818 S. K. m. 50)
Dava: Davacı,iş kazasında malül kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava,26.9.1995 tarihinde meydana gelen işkazası sonucu sürekli kısmi işgöremez duruma giren sigortalıya davacı Kurumca bağlanan gelirlerde meydana gelen artış ile önceki rücu davasına konu gelirin peşin değerine ilişkin kusur farkının davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Davada uyuşmazlık konusu olan husus;davalılara atfedilecek kusur payları ile Kurumun rücu alacağının dış tavanını teşkil eden miktar yönünden önceki rücu davasında mı yoksa sigortalı tarafından açılan maddi tazminat davasında alınmış kusur ve hesap raporlarının mı işbu ikinci rücu davasında bağlayıcı bulunduğuna ilişkindir.
Davacı Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından aynı davalılar aleyhine açılıp Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen önceki rücu davası (kısmi dava) sonunda verilen hükmün kusur oran ve aidiyeti ile gerçek zarar tavanının tespitine ilişkin bölümü; işbu ek davada,tarafların,dava sebebinin ve müddeabihin aynı olması nedeniyle maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmekte olup,sonradan açılmış davaya bakan Mahkeme için bağlayıcıdır.Yine önceki rücu davasında kesin hükme bağlanmış olan kusur oran ve aidiyeti ile gerçek zarar tavanına ilişkin tespitler;aynı taraflar arasındaki aynı dava sebebine dayanan işbu ikinci davaya konu;sigortalıya Kurumca bağlanan gelirlerdeki artışa ilişkin istem yönünden de kesin delil teşkil etmekte olması nedeniyle Mahkemeyi bağlayıcı nitelik taşımaktadır.
Hernekadar sigortalı tarafından tazmin sorumlularından bir kısmı aleyhine açılıp kesinleşen maddi tazminat davasında alınmış kusur raporunda sigortalıya müterafik kusur atfedilmiş giderek sigortalının maddi zarar miktarı farklı saptanmış ise de;1.07.1994 Tarih,1992/3 Esas - 1994/3 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da ifadesini bulduğu üzere Kurumun tazmin sorumluları aleyhine açtığı rücu davaları; kanundan doğan, kanunun çizdiği sınırlarla kayıtlı, temelinde geri alma hakkı bulunan kendine özgü nitelikte haleflik hukuki temeline dayanmakta olduğundan;Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından açılıp kesinleşmiş ve bu anlamda taraflar yönünden kesin delil teşkil eden önceki rücu davasının varlığı halinde artık tazminat davasında alınmış kusur ve hesap raporunun haleflik ilkesinden bahisle bağlayıcılığından sözedilemeyeceği için;sigortalının gelirlerinde meydana gelen artış ile kusur farkına ilişkin işbu ikinci rücu davasında hükme esas alınamayacağı açıktır.Kaldı ki somut olayda; davalılardan ustabaşı Kenan D. tazminat davasında taraf da değildir.
Hal böyle olunca,Mahkemece davalıların önceki kesinleşmiş rücu davasında saptanmış toplam %100 kusur oranı ile sigortalının gerçek zarar tavanı yerine tazminat davasında alınmış kusur ve hesap bilirkişisi raporlarına itibar edilerek karar verilmesi,
Davada teselsül hükümlerine dayanılmasına rağmen harç,avukatlık parası ve yargılama giderleri yönünden Borçlar Kanunu madde 50'ye aykırı biçimde "davalılardan tahsili" biçiminde hüküm kurulması;
Kabule göre de; davanın yasal dayanaklarından bulunan 506 Sayılı Kanunun 9 ve 10.maddelerinde öngörülen yasal koşullar somut olayda gerçekleşmesine rağmen davalılardan işveren Ahmet ile Hüseyin'in mirasçıları yönünden gerçek zarar tavanının belirlenmesinde,sigortalının müterafik kusurunun takdir olunacak bölümünün de işverenlerin sorumluluğuna dahil edilmemesi;usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,18.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy