(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davada husumet işveren sıfatıyla G. İnşaat Pazarlama Turizm Tic. San.Ltd. Şirketine yöneltilmiştir. Sigorta olayının 1.10.1991 tarihinde vuku bulduğu, gelirlerde meydana gelen artışın gerçek zarar tavanı ile sınırlı miktarının rucüen tahsiline ilişkin bu davanın 14.7.2000 tarihinde açıldığı, 31.12.1997 tarihinde tescil edilen tasfiyenin kapatılarak sicil kaydının silindiği ve keyfiyetin 30.12.1999 tarihinde ticaret siciline tescili ile 12.1.2000'de Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Tüzel kişilik ticaret sicilindeki kaydın terkini ile sona erer. Ancak Tüzel kişiliğin sona erdiğinin hukuk açısından kabul edilebilmesi için tasfiye işleminin eksiksiz tamamlanması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerçek olarak tamamlanmamış ve tasfiyede gerekli hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden terkin edilse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden söz edilemez. Bu itibarla davacı Kurum vekiline uygun süre verilerek tasfiye işlemleri tam olarak sona ermediği için limitet şirket tüzel kişiliğinin yeniden ihyası hakkında tasfiye kuruluna husumet tevcihi suretiyle Asliye Ticaret Mahkemesine dava açmasının sağlanması, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucunun beklenmesi, tüzel kişiliğinin yeniden ihyası halinde bu tüzel kişiliğin huzuru ile rücu davasının yürütülmesi gerekir.
Diğer taraftan 506 Sayılı Kanunun 26.maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere işveren ya da 3. kişilerin rücu alacağından sorumluluğu kasta ya da kusura dayanmakta olup, şahsi kusurları saptanamayan şirket ortaklarının tüzel kişiliğin kusurundan dolayı bu sıfatla kurumun rücu alacağından sorumlu tutulmalarına yasaca imkan bulunmamaktadır.
O halde davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına 16.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy