(1479 S. K. m. 27, 28, 29, 56) (506 S. K. m. 109)
Dava: Davacı, malül sayılması gerektiğinin ve malüllük aylığına hakkazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hüseyin Erol tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davanın konusu, davacının çalışma gücünü yitirmesi nedeniyle malül sayılması ve malüllük aylığına hakkazandığının tespitine ilişkin olup davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Yasanın değişik 27 ve sonra gelen maddeleridir.
Anılan yasanın 28.maddesine göre "Bu kanunun uygulamasında, çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen sigortalı malül sayılır" ve 29.maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde ise kendisine malüllük aylığı bağlanır.Öte yandan 28.maddenin 2.fıkrasında ise "sigortalılığının başladığı tarihte malül sayılacak derecede hastalık ve arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalı,bu hastalık veya arızası nedeniyle malüllük sigortası yardımlarından yararlanamaz"
Müşahhas olayda davacının Bağ-Kur sigortalısı olmadan önce askerlik evresindeki raporda ve sigortalılık döneminde de Yozgat Devlet Hastanesinden alınan raporda, rahatsızlığı belirtilmekle birlikte, maluliyet oranı açıklanmadığı gibi, son olarak yargılama sonrasında Kayseri Devlet Hastanesinden alınan ve hükme dayanak yapılan raporda ise 2/3 malüliyet saptandığı halde bu malüliyetin başlangıcının tespitinin mümkün olmadığı vurgulanmaktadır.
Oysa davacı, bu malüliyetin sigortalılık dönemindeki çalışma hayatının sonucu olarak meydana geldiğini iddia etmekte, davalı taraf ise davacının Kurum sigortalısı olmadan önce anılan malüliyetinin mevcut bulunduğunu savunmaktadır.
Şu hale göre mahkemece yapılacak iş; davacının beden gücü kayıp oranının ve çalışma gücünün 2/3 ünü yitirdiği tarihin, yine bu bağlamda anılan malüliyet oranının sigortalılığının başlangıcından önce var olup olmadığının saptanması açısından, 1479 Sayılı Yasanın 28.maddesinin son fıkrası ve 56.maddesi gereği olarak 506 Sayılı Yasanın 109.maddesi çerçevesinde Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarından rapor alınmalı,itiraz halinde ise Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun görüşüne başvurulmalı,bu kurulun kararına karşı da itiraz olunması halinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy