(3201 S. K. m. 3, 6)
Davacı, borçlunun haksız itirazının iptali ile takibin devamına 3.839.817.959 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ve 01.02.1994 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle bağlandığı tarih itibariyle kesilmesi üzerine 01.02.1994 - 21.07.2000 döneminde fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının istirdadına yönelik icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve ayrıca takibe konu miktarlar üzerinden icra inkar tazminatı verilmesi istemine ilişkindir.
3201 Sayılı Kanunun 3 ve 6.maddeleri hükmüne göre yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi ve yaşlılık aylığı tahsisi için gerekli esas koşul "Yurda kesin dönüş" yapmaktır. Anılan maddelerde öngörülen kesin dönüşten sözedilebilmesi için de yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilişkin olduğu Sosyal Güvenlik Kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek üzere Anavatan'a dönüş yapmaları gerekir. Dava konusu olayda, davalı sigortalının borçlanma talep tarihi ve yaşlılık aylığı tahsis tarihini kapsar biçimde Federal Almanya Cumhuriyetinde fiilen çalışması karşısında, davalı yönünden "yurda kesin dönüş koşulu" gerçekleşmemiş bulunduğundan; Mahkemenin, davalının 3201 Sayılı Kanuna dayalı borçlanması ile bu kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının geçerliliğinden bahsedilemeyeceğine ilişkin kabulü yerindedir.
Bu bağlamda; davalı sigortalıya 01.02.1994 - 21.07.2000 tarihleri arasında fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının faizi aybeay hesaplanmak suretiyle bulunacak Kurum alacağından,davalı sigortalı tarafından 25.01.1994 tarihinde Kuruma ödenen borçlanma bedeli ve bu bedelin Kuruma ödenme tarihi ile borçlanmanın iptali nedeniyle yapılacak mahsup tarihi arasındaki döneme ilişkin faiz tutarı dikkate alınarak belirlenecek miktarın düşülmesiyle bulunacak Kurum alacağı üzerinden davaya konu istem hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması;
Diğer taraftan icra takip tarihi itibariyle likid bir alacak söz konusu olmadığı ve özellikle sigortalıya Kurumca fuzulen ödenen yaşlılık aylıkları ile sigortalının Kuruma ödediği borçlanma bedelinin aybeay faizlerinin hesaplanarak mahsubunun yapılması gereği nedeniyle borçlu sigortalı tarafından alacağın gerçek miktarı bilinemediği, bir başka ifade ile alacak miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiği halde davalının icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy