(2918 S. K. m. 98, 99, 108) (Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği m. 12, 13, 14)
Dava: Davacı, trafik kazasında yaralanan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, Sosyal Sigortalar Kurumunun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava; 08.09.1999 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan Kurum sigortalısı Göksel Yanlar için yapılan tedavi ve iyileştirme giderleri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin fer'ileriyle birlikte tahsili için zararlandırıcı sigorta olayına sebebiyet veren 01 FN 289 plakalı araç sürücüsü Mustafa Taş ve bu aracı sigortalayan Koç Allianz Sigorta Anonim Şirketi aleyhine girişilen icra takibine, borçlu sigorta şirketinin vaki itirazının iptali ile icra takibinin devamı ve borçlunun %40 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkin olup, mahkemece; araç sürücüsü Mustafa Taş'ın olayda %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek itirazın iptaline, icra takibinin devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Sigorta şirketi, sadece sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tesbit edilmiş ise araç malikinin kusurlarıyla ve poliçe limitiyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu olup, Sigorta Şirketi yönünden faiz başlangıcı (Temerrüt) tarihinin hiçbir duraksamaya sebebiyet vermeyecek açıklıkta belirlenmesi gerekir. İlgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98, 99 ve 108. maddeleri ile 03.05.1997 gün ve 22978 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliğinin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinde sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemişse sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemez. Bu durumda faiz başlangıcının; sigorta şirketi aleyhine icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul ve tespiti gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile ödeme tarihleri faiz başlangıcı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Koç Allianz Sigorta A.Ş.'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Başkan Resul Aslanköylü'nün muhalefetine karşı; Üye Coşkun Erbaş, M. Zafer Erdoğan, Süleyman Caner ve Neslihan Sever'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 12.11.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davada sigortalıya hastalık sigortası kolundan yapılan sağlık yardımlarının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi istenmiş olup, davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 39. maddesidir.
Anılan maddenin başlığı üçüncü kişinin sorumluluğu deyimini içermektedir. Hal böyle olunca, bu maddeye göre Kuruma karşı sorumlu olan kişi üçüncü kişidir. Üçüncü kişinin sorumlu tutulabilmesi için kasdı veya suç sayılır hareketinin gerçekleşmesi gerekir.
Somut olayda sigortalı, sürücü Mustafa Taş'ın kullandığı aracın çarpması sonucu zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalmış ve yaralanmıştır. Sürücü Mustafa'nın Kuruma karşı üçüncü kişi konumunda ve kazanın meydana gelmesinde yüzde yüz kusurlu bulunduğu, davalı sigorta şirketinin de sürücünün kullandığı aracı zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortaladığı tartışmasızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Kurumun, sigortalının halefi olup olmadığı, sigortalıya hastalık sigortası kolundan yapılan yardımların Kurumca Sosyal Sigortalar Kanunu madde 39 çerçevesinde davalı sigorta şirketinden istenebilip istenemeyeceği noktasındadır.
Hemen ifade etmek gerekirse öğretinin baskın görüşüne göre, bir hakkın halefiyet ilkesine dayandığının kabul edilebilmesi için yasalarda açık bir hükmün bulunması şarttır. Ayrıca halefiyete ilişkin hükümler istisnai hükümler olup genişletici yoruma tabi tutulamaz. Oysa ne 39. maddede ne de Sosyal Sigortalar Kanununun diğer maddelerinde Kurumun rücu hakkının halefiyet ilkesine dayandığına ilişkin bir hüküm mevcuttur. Hal böyle olunca Kurum, sigortalının halefi sıfatıyla sigorta şirketinden herhangi bir talepte bulunamaz.
Öbür yandan Kurumun, sigortalının halefi olduğu kabul edilse bile somut olayda sözü edilen 39. maddede öngörülen koşullar sigorta şirketi açısından gerçekleşmemiş olduğundan davalı sigorta şirketi Kuruma karşı yine sorumlu tutulamaz. Zira davalı sigorta şirketinin, zararlandırıcı sosyal sigorta olayının oluşmasında kasdı veya suç sayılır hareketi iddia ve ispat edilmediğinden 39. maddede öngörülen koşulların oluşmadığı açık seçik ortadadır. Kaldı ki sigortalının, sigorta şirketi hakkındaki talep hakkının yasal ve hukuksal dayanağı ne 39. ne de Borçlar Kanununun 41 ve ardından gelen maddeleridir. Talebin yasal dayanağı Karayolları Trafik Kanunu olup sigortalı, sigorta şirketiyle araç maliki arasında yapılan sigorta akdi çerçevesinde talepte bulunabilir.
Açıklanan bu nedenlerle sayın çoğunluğun davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasına ilişkin kararına katılamıyorum. Yerel mahkeme kararının çoğunluğun görüşü gibi değil burada açıklanan nedenlerle bozulması gerektiği görüşündeyim. Sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine karar verilmelidir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy