(1086 S. K. m. 438) (1479 S. K. m. 24, 25, 43) (2829 S. K. m. 8) (506 S. K. m. 66)
Dava: Davacı, 1479 s. kanuna tabi Bağ-Kur sigortalılığının iptaline, Sosyal Sigortalar Kurumunun 21.01.2000 gününden itibaren yeniden aylık bağlanmasına ve 01.07.1992-21.01.2000 tarihleri arasında ödenen aylıklardan dolayı borçları bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ait dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 438. maddesinde s. ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ait isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava sonucu itibariyle davacılar murisi sigortalının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının vergi kaydının silindiği 31.12.1988 tarihi itibariyle sona erdiğinin buna bağlı olarak davacı hak sahiplerine davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumunca bağlanan ölüm aylığının kesildiği 21.01.2000 gününden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin ve 01.07.1992-21.01.2000 döneminde hak sahibi davacılara ödenen ölüm aylıklarından dolayı Sosyal Sigortalar Kurumuna borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. Davanın kanuni dayanaklarından bulunan 1479 s. Yasanın 24. maddesi hükmüne göre; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar anılan yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olup, aynı Yasanın 25. maddesinin (a) ve (b) bendlerinde gelir vergisi mükellefi olanların mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanların Esnaf ve Sanatkarlar sicilinden veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği tarihten itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalılıklarının sona ereceği öngörülmekte ise de, gelir vergisi, meslek kuruluşu ve Esnaf ve Sanatkarlar sicili kayıtları, sigortalıların gerek kendi nam ve hesabına kazanç temini için bağımsız çalışmalarının varlığı ve başlangıcı gerekse sona erdiği gün bakımından kanuni karine teşkil etmekte olup, aksinin taraflarca ispatı mümkündür.
Somut olayda; davacılar murisinin vergi kaydına dayalı olarak 01.06.1985 tarihi itibariyle Bağ-Kura tescilinden sonra vergi kaydı 31.12.1988 gününde silinmiştir ki bu olgu; zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının silinme gününden itibaren sona erdiğinin karinesi olup davalı Bağ-Kur tarafından bu karinenin aksi ispatlanarak davacılar murisinin vergi kaydının silinmesine karşın kendi nam ve hesabına çalıştığı kanıtlanmamıştır.
Her ne kadar 05.10.1998 günlü tutanakta; murisin 10.08.1971 gününde başlayan meslek kuruluşu kaydının sigortalının ölümüne kadar devam ettiği öngörülmüş ise de; bu saptamanın meslek kuruluşu kayıtlarına dayanmaması giderek ilgili meslek kuruluşunun dosya içeriğinde mevcut muhtelif günlü yazılarında aksi yönde açıklamalarda bulunulması ve sigortalının Esnaf ve Sanatkarlar sicili memurluğunda kaydının bulunmaması karşısında artık yukarda bahsi geçen tutanağın vergi kaydının silinmesi ile sigortalının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bu tarihten itibaren sona erdiğine ait olarak oluşan karinenin aksini kanıtladığından söz edilemeyeceğinden, davacılar murisinin Bağ-Kura tabi zorunlu sigortalılığının 31.12.1988 gününde sona erdiğinin kabulü gerekir. Buna bağlı olarak; 2829 s. Yasanın 8/son maddesi ölüm halinde ilgililere murisin hizmet sürelerinin sonuncusunun tabi olduğu Kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı hükmünü içermekte olup, somut olayda da davacılar murisinin tabi olduğu son Kurumun Sosyal Sigortalar Kurumu olması sebebiyle davacı hak sahiplerine ölüm sigortası kolundan kendi mevzuatına göre tahsis yapacak sosyal güvenlik kuruluşu, Sosyal Sigortalar Kurumudur. Hal böyle olunca da, davacı hak sahipleri kız çocuklarına sigortalının ölümü üzerine 01.07.1992 gününden bağlanan ölüm aylığının sonradan 21.01.2000 tarihi itibariyle iptal edilmesine ait Kurum işlemi kanuni dayanaktan yoksundur. Sair taraftan; davacı hak sahibi kız çocuklarına Sosyal Sigortalar Kurumunca 01.07.1992 gününden başlayarak bağlanan ölüm aylığının sonradan sigortalının tabi olduğu son Kurumun Bağ-Kur olduğundan bahisle 21.01.2000 gününde iptali üzerine davacılar sosyal güvenlikten yoksun kalma endişesi içerisinde Bağ-Kurun hatalı tescil işlemine dayanarak murisin Bağ-Kur zorunlu sigortalılığının sona erdiği tarihten (31.12.1988) sonraki döneme ait sigorta prim ve ferilerin ödeyerek Bağ-Kurdan ölüm aylığı talep etmişler ve kendilerine 1479 s. Yasanın 43. maddesi hükmü de gözetilerek 01.03.2000 gününden Bağ-Kurca ölüm aylığı bağlanmış ise de; bu olgular, Sosyal Güvenlik Hukukunun kamusal niteliği itibariyle sosyal güvenlik haklarından yararlanmada seçimlik haktan söz edilememesi, kanun hükümlerinin de bu haklardan yararlanmada seçimlik hakka cevaz vermemesi giderek başkaca bir geliri bulunmayan hak sahiplerinin itirazları halinde bu aylıklardan da mahrum kalarak zaruret haline düşecekleri kaygısını taşımaları ve özellikle davacılara ölüm aylığının 1992-2000 döneminde Sosyal Sigortalar Kurumuna ödenmiş olması nedenleriyle, bu yönde kanuni statükonun oluştuğu sonucunu doğuramayacağı açıktır. Kaldı ki, davalılardan Bağ-Kurun; davacılara 01.03.2000 gününden bağladığı ölüm aylığını iptal ederek ödenen aylıkları kanuni faizi ile birlikte davacılardan istirdadı da her zaman için mümkün bulunmaktadır. Kabule göre de; hem Bağ-Kur Kanununa hem de Sosyal Sigortalar Kanununa tabi çalışması olup da Sosyal Sigortalar Kurumundaki hizmet sürelerinin birleştirme olmaksızın tek başına ölüm aylığı bağlanmasına yettiği durumlarda; sigortalının tabi olduğu son Kurum Bağ-Kur olsa bile hak sahiplerine Sosyal Sigortalar Kurumunca aylık bağlanabileceğinden; davacılar yönünden; 506 s. Yasa kapsamında ölüm aylığı tahsisi için aynı Yasanın 66/c maddesinde ön görülen sigortalılık süresi ve prim ödeme tarih sayısına ait kanuni koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yöntemince araştırılıp irdelenmeli ve herhalde davacıların 01.07.1992-21.01.2000 döneminde Sosyal Sigortalar Kurumunca ödenen ölüm aylıklarından bu Kuruma karşı sorumluluklarının bulunmadığına ait istek yukarıdaki açıklamalar çevresinde değerlendirilmelidir.
Mahkemece, yukarda sıralanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 20.02.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy