(1479 S. K. m. 24, 25) (506 S. K. m. 85)
Dava: Davacı, 01.07.1995 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalardan Bağ-Kur Genel Müdürlüğü Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, vergi kaydına istinaden 20.04.1982 tarihinden itibaren resen başlatılan 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının 01.07.1995 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25. maddeleridir. Dava konusu dönemde; davacının, 01.01.1982-30.06.1995 tarihleri arasında konfeksiyonculuk ve 26.01.1995 tarihinde başlayıp halen devam eden limited şirket ortaklığından dolayı vergi kaydı bulunmaktadır. Davacının limited şirket ortağı olduğu dönemde çakışacak şekilde ayrıca 01.07.1995-30.07.1995 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun'a tabi zorunlu ve 01.08.1995 tarihinde başlayan ve devam eden 506 sayılı Kanun'a tabi isteğe bağlı sigortalılığı bulunmaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık söz konusu olmadığından her iki sosyal güvenlik kurumuna tabi sigortalılığın çakıştığı 01.07.1995 tarihinde başlayan dönemde baskın çalışmanın geçtiği Kuruma tabi sigortalılığa üstünlük tanınmalıdır.
1479 sayılı Kanun'un 24. maddesinde öngörülen temel unsur; "kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmadır." Limited Şirket ortakları; kendi işi için çalışan kimse konumunda olduklarından ve 506 sayılı Kanun'un 3/1. bendine göre Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi sigortalı olamayacaklarından Bağ-Kur kapsamında sigortalı sayılırlar. Yasal bir karine teşkil eden limited şirket ortaklığına dayalı vergi kaydının aksi ancak aynı güç ve değerde delillerle ispat olunabilir.
Dosya içinde mevcut deliller uyarınca; davacının ortağı olduğu limited şirketin diğer ortağı karısıdır, limited şirket ortaklarının az sayıda olması, davacının tanık beyanları uyarınca şirkette yaptığı işlerin niteliği uyarınca; kendi işini yapan kimse konumunda bulunduğu ve kendi adına kazanç elde ettiği saptandığından Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi sigortalı sayılması isabetsizdir.
Öte yandan; sosyal güvenlik sistemimize göre isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakışması durumunda zorunlu sigortalılığa geçerlilik tanınmaktadır. 506 sayılı Kanun'un 85. maddesi bu durumu açıkça belirlemiş ve isteğe bağlı sigortalılık koşulu olarak her hangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmama koşulunu öngörmüştür. Davacının, yasal karineler gereği zorunlu Bağ-Kur'lu sayılması gerektiği açık olmasına karşın aksi görüşle bu dönemdeki isteğe bağlı sigortalılığa geçerlilik tanınması hatalıdır.
Açıklanan hukuki olgular karşısında davanın tümden reddi gerekirken, yazılı düşüncelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Bağ-Kur Genel Müdürlüğü'nün bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy