(4792 S. K. Geç. m. 2)
Dava: Davacılar, davalı Kuruma borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: İzmir Ticaret odasına ait hizmet binası tadilat işini üstlenen davacı şirketin işyerinde çalışan bazı işçilerin bu çalışmalarını Kuruma eksik bildirdiğini saptayan müfettiş raporuna dayalı olarak tahakkuk ettirilen idari para cezası ve eksik bildirilen primlere ilişkin borcun kaldırılmasına yönelik olarak davalı Kurum nezdinde yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine, Kurum ünitesinin bu kararına karşı süresi içinde İzmir Sulh Ceza Mahkemesine yapılan itirazın anılan Mahkeme tarafından incelenerek, idari para cezalarından bir kısmının kaldırılmasına, prim ve gecikme zammına ilişkin başvuruyu inceleme görevinin ise İş Mahkemesine ait bulunduğunu belirterek bu yöndeki itirazın reddine karar vermesi karşısında, davacı tarafça görevli İş Mahkemesinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme, eksik bildirilen prim ve gecikme zammına davacının yasal süre içerisinde itiraz etmesine rağmen bu itirazın Komisyonda açık şekilde karara bağlanmadığı bu nedenle prosedüre uygun açılmayan davanın reddine karar vermiştir. Halbuki davacı şirketin itirazı üzerine Komisyonca verilen karar sonucu itibariyle 4792 sayılı Kanunun 3917 sayılı Kanunla değişik 6. maddesine göre resen Kurumca tahakkuk ettirilen prim alacağına karşı itirazın reddini de içerdiğinden, prim borcu ve gecikme zammının iptaline ilişkin davanın yargı yeri yanılgısı nedeniyle Sulh Ceza Mahkemesine süresinde açıldığı davanın İş Mahkemesi görevine girmesi nedeniyle itirazın reddiyle sonuçlanması üzerine görevli mahkemede açılmış iş bu davanın görevsiz Sulh Ceza Mahkemesindeki davanın devamı olduğundan davanın süresinde açıldığının kabulü ile prim ve gecikme zammına ilişkin Kurum işleminin yerinde olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun Komisyon kararı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Üye Süleyman Caner'in muhalefetine karşı; Başkan Coşkun Erbaş, Üye M. Zafer Erdoğan, Sami Koçak ve Coşkun Öztürk'ün oylarıyla ve oyçokluğuyla 11.03.2004 gününde karar verildi.
KARŞIOY YAZISI
Dava; Kurumca verilen idari para cezasının iptali istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 Sayılı Kanunun 140. maddesinde; idari para cezasını gerektiren haller, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ile itiraz üzerine verilen karara karşı hangi mahkemede dava açılabileceği özel bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre; cezayı gerektiren haller oluştuğunda Kurumca verilecek idari para cezasına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler, red kararının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesinde dava açabilirler. İdari para cezasına karşı süresi içinde Kuruma itiraz edilmemesi veya itirazın reddine karar verilmesi halinde yine süresi içinde Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmaması hallerinde idari para cezası kesinleşir ve artık İş mahkemesinde menfi tespit, ödeme emrinin iptali ve itiraz davası açılamaz.
Davamızda somutlaşan olayda, Kurum ünitesine yapılan itirazın reddedilmesi üzerine süresinde yapılan itirazı inceleyen Sulh Ceza Mahkemesince, resen tahakkuk ettirilen prim borcu ve gecikme zammına ilişkin itirazı inceleme yetki ve görevinin iş mahkemesine ait olduğundan mahkemenin görevsizliğine, idari para cezasına yönelik itirazın kısmen kabulüne karar verilmiş, 27.02.2001 tarihinde iş Mahkemesine açılan işbu davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Adli yargı sistemi içindeki görevsizlik kararlarının; ancak hukuk mahkemeleri ya da ceza mahkemeleri arasında uygulanması mümkündür. Başka bir anlatımla hukuk mahkemelerinden ceza mahkemelerine, ya da ceza mahkemelerinden hukuk mahkemelerine görevsizlik kararı verilemez. Hukuk mahkemesinin görevli olmadığından dolayı dava dilekçesinin reddine karar verildiği takdirde dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderileceğine dair Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesi hükmü, ancak hukuk mahkemeleri arasına verilen görevsizlik kararları için uygulanır. Aksinin kabulü halinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 193. maddesi uyarınca dava dosyasının görevli kabul edilen Sulh Ceza mahkemesine gönderilmesi gerekir. Buna göre görevli mahkemede görülmeye başlanan dava, yeni bir dava olmayıp, görevsiz mahkemede açılmış bulunan davanın devamı niteliğindedir. Bu durumda görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan haklar saklı tutulmuş olur. Örneğin zamanaşımı ya da hak düşürücü süre, görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre hesaplanır, görevsiz mahkeme kararı ile konulmuş bulunan ihtiyati tedbir veya haciz devam eder.
Ayrıca görevsiz mahkemedeki ikrar, yemin, feragat, kabul ve sulh görevli mahkeme yönünden bağlayıcı niteliktedir. 506 Sayılı Kanunun 140. maddesinde idari para cezasına itiraz yöntemi açıkça belirtilmiş olup, anılan maddede sayılan itiraz yolları kullanılmaksızın iş mahkemesinde açılan davanın yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dinlenilmesi mümkün değildir.
Kurumca İdari para cezası ile cezalandırılan kişilerin; 506 Sayılı Kanunun 140. maddesinde kanun yolunun açıkça gösterilmesi karşısında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 293. maddesindeki Kabule şayan bir müracaatta, kanun yolunun veya merciinin tayininde yapılan bir hata müracaat edenin hukukunu ihlal etmez kuralından yararlanmaları da mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun olduğuna inandığım yerel mahkeme kararının onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerektiği şeklindeki bozma kararına karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy