(818 S. K. m. 43, 44) (2918 S. K. m. 20/D, 85) (506 S. K. m. 10, 6)
Dava: Davacı, trafik iş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum ve davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava; işe girişi süresinde Kuruma bildirilmeyen sigortalı işçi Mehmet Emin E.'in 05.08.1996 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası sonucu ölümü üzerine Kurumca hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri uyarınca rucüen ödetilmesi istemine ilişkin olup, somut olayda; davalı işveren Turan K. yönünden 506 Sayılı Kanunun 9 ve 10. maddesindeki koşulların oluştuğu ve zararlandırıcı sigorta olayında sigortalı Mehmet Emin E.'in 4/8, davalı Celal D.'in 4/8 oranında kusurlu olduğu dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
Davalı işverenin 506 Sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10. maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. Hakkaniyet indirimi yapılırken sigortalının müterafik kusuru oranında indirim yapılması halinde, 26. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar ile 10. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar arasında herhangi bir fark kalmayacağından, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca yapılacak hakkaniyet indiriminin, sigortalının müterafik kusurundan az olması gerekir.
3- Mahkemece, maddi tazminat (Tavan) hesabı yaptırılmadan hüküm kurulmuş olup, davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 Sayılı Kanunun 10 ve özellikle 26. maddesindeki ardalık (halefiyet) ilkesi uyarınca Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi tazminat miktarı ile sınırlıdır. Davalılar istemese dahi, yasa gereği ve hakkın özüne ilişkin bulunması nedeniyle, mahkemenin; davalıların 10 ve 26. madde gereğince sorumlu oldukları tazminat miktarlarının ayrı ayrı belirlenmesinde yasal zorunluluk vardır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ve davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy