(3201 S. K. m. 3) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacı,fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 531.138.147 liranın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme,ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün,davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi :
Karar: Dava; yurda kesin dönüş koşulunu yerine getirmediği gerekçesiyle 3201 Sayılı Kanun uyarınca yaptığı borçlanması ve yaşlılık aylığı iptal edilen davalıya,01.04.1994 - 21.09.1997 tarihleri arasında fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece; 3201 Sayılı Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3.maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafından, 3201 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanmanın, yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle iptaline ve yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle kesilmesine dair Kurum işleminin iptali istemiyle 11.12.1997 tarihinde açılan davanın;3201 Sayılı Kanuna yönelik bölümünün reddine,2147 Sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ile Türkiye'de gerçekleşen hizmetleri dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkin İstanbul 2.İş Mahkemesinin 23.05.2001 gün ve 2001/527-561 sayılı kararının Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 24.09.2001 gün ve 2001/6014-6031 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiş bulunmasına; 3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen
Hizmet Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlen-dirilmesi Hakkında Kanunun, borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3.maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/198 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 25.04.2003 gün ve 25089 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ise de; Anayasanın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümesinin mümkün bulunmamasına göre, davanın; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237. maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy