(506 S. K. m. 6, 79/10) (2709 S. K. m. 60)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen 01.05.1981-Eylül 2000 tarihleri arasındaki sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine işin gereği düşünüldü:
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Buna göre; belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar mahkemeye başvurarak sigortalı hizmetlerini alacakları ilâmla tespit ettirebilirler. Gerçekten de, Anayasanın 60. maddesine göre; "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir." Öte yandan 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde de, bu "Anayasa kuralına" paralel bir düzenleme ile örneğin, "çalıştırılanlar işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar", "sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez" olduğu kuralına yer verilmiştir.
Bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirir. Mahkemece, özel bir titizlik ve duyarlılıkla incelenmelidir. Bu bağlamda, hakim soruşturmayı kendiliğinden genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını re'sen saptamak durumundadır. Davacının hizmetlerinin geçtiğini ileri sürdüğü işyeri; Malatya Battalgazi İlçesi Ziraat Okulu Tarım İşletme Müdürlüğü, bir kamu kuruluşudur. Kamu kurumunda çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Nitekim, davacıya ait sigortalı çalışmaların 01.05.1981-23.05.1994 tarihleri arasında bazı yıllar hariç Kuruma bildirildiği, Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan celbedilen özlük dosyasından anlaşılmaktadır. Kuruma bildirilmediği ileri sürülen çalışmaların hangi nedenle bildirim dışı kaldığı yeterince araştırılmamıştır. Belirtelim ki işverenin "tarım işleri yapanlar sigortalı sayılamazlar" şeklindeki savunmasına itibar edilemez. Zira, 11.08.1977 tarihli 2100 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, 506 sayılı Kanunun 3. maddesinde yapılan değişiklikle kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına alınmışlardır. Kamuya ait işyerinde, şeker pancarı, nohut, mısır, hububat ve sebze ekimi, dikimi ile çapa, seyreltme ve hasat işleri yapılmaktadır. Bu bağlamda işverenin çalışan işçileri sigortalı yapmamak için işi götürü vermesi, taşeronlara yaptırdığını savunması da kabul edilemez. Bu nedenle işçilerin sigorta primlerini ödeme yükümlülüğünden kurtarmaz. Öte yandan, davacının sendikalı olmaması nedeniyle toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında tutulması da, sigortalı gösterilmemesini gerektirmez. Esasen, kamu kuruluşu yukarıda söylendiği gibi bir kısım çalışmalarını Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında, Mahkemece yapılacak iş; davacıya ait ücret tediye bordrolarını davalı işveren Tarım İşleme Müdürlüğünden getirtmek, Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen prim bildirgeleri ile bunları karşılaştırmak, işverenin ücret ödemesi olduğu halde Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin tespitine karar vermek, şayet işveren hiçbir kayıt ibraz edemiyorsa, bunun sebebi sorulmak ve fiili imkansızlık varsa davacı ile birlikte çalışan bordro tanıklarını dinlemek, işin mevsimlik olduğu nazara alınmak ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
İşbu maddi ve hukuki olgular yeterince değerlendirilmeden yazılı şekilde eksik tahkikatla karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy