(818 S. K. m. 101/1) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı, gecikme zammına faiz yürütülmesine yer olmadığına ve faiz yürütülmeksizin takip işleminin devamına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını isteyen davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi hükmü uyarınca, duruşma için gerekli tebligat giderlerini vermediği anlaşıldığından, duruşma isteğinin bu nedenle reddine karar verildikten sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından düzenlenen 4 adet ödeme emrinde hem asıl borç tutarları, hem de gecikme zammı tutarları gösterilmiş, toplam borcun 7 gün içerisinde ödenmemesi durumunda gecikme zammına faiz uygulanacağı belirtilmiş ve bu ödeme emirleri davacı tarafa tebliğ edilmiştir. Yasal süresi içerisinde ödeme emirlerine itiraz edilmemiş, daha sonra yerel mahkemeye dava açılmış ve asıl (ana) borç tutarları uyuşmazlık konusu yapılmayarak gecikme zammına faiz yürütülmemesi gerektiği istem ve iddiasında bulunulmuştur.
Sosyal Sigortalar Kurumu dava konusu yapılan işlemlerinde, ödenmeyen ana (asıl) borca ödendiği tarihe kadar gecikme zammı, gecikme zammına ise tebliğ tarihinden başlayarak faiz tahakkuk ettirmekte; bir başka anlatımla tebliğ tarihinden sonra ödeme yapılmadığı takdirde işverenin bu tarihte temerrüde düştüğünü kabul ederek bu tarihten sonra icra takibine esas olan ödeme emrinin düzenlenişine kadar asıl (ana) borç için gecikme zammı tahakkuk ettirmekte ve artık belirli kurum alacağına dönüşmüş gecikme zammına faiz yürütmektedir. Böylelikle gecikme zammına yürütülen faiz, gecikme zammının tahakkuk ettiği süreyi içermemekte, gecikme zammının işverene tebliğ edildikten sonraki icra takibine kadar geçen süreyi kapsamaktadır.
506 sayılı Yasada yer alan gecikme zammı faiz olmayıp bir tür gecikme tazminatıdır, medeni ceza niteliğindedir. Bu konudaki yargısal görüşler (Çenberci SSK Şerhi S.637, işveren Sosyal Politika S.196 ve 22.11.1991 tarihli, 5/4 numaralı İçtihadı Birleştirme Kararı) aynı doğrultudadır. Bu nedenle faize faiz yürütülemeyeceği kuralının gecikme tazminatı için uygulanamayacağı açıktır. Tahakkuk ve takip belgesinde belirtilen tarihe kadar tahakkuk ettirilen gecikme zammı tutarı, borçlu işverene tebliğ edilmiş, muaccel hale gelmiş olan gecikme zammı konusunda bu tutarın işverene tebliğ tarihinde Borçlar Yasası'nın 101/1. maddesi gereğince işveren mütemerrit duruma düşmüştür. Bu nedenle borç yazısında belirtilen gecikme zammı için borcun tebliğ tarihinden, bir başka anlatımla işverenin mütemerrit olduğu tarihten başlayarak faiz istenmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Nitekim Hukuk Genel Kurulu'nun 23.01.2002 tarihli ve 2001/21-1176 Esas ile 2002/3 Karar numaralı ilamı da bu doğrultudadır.
Sonuç olarak borç yazılarında belirtilen gecikme zammı tutarlarına, yazıların tebliğ tarihinden başlayarak yasal faiz istenebileceğinden ve dolayısıyla davalı Kurum işlemleri yerinde olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy