(1479 S. K. Geç. m. 2, m. 35) (818 S. K. m. 63)
Dava: Davacı, 01.10.1985 tarihinden itibaren tahsis talebinin kabulü ile aksine olan Kurum işleminin iptaline ve ödemesi durdurulan yaşlılık aylıklarının yasal faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Davacı, 01.10.1985 tarihinden geçerli olmak üzere kendisine bağlanan yaşlılık aylığının; 2829 Sayılı Kanun uyarınca, Denizli Sigorta Müdürlüğünün 14.06.1985 günlü yazısıyla sehven 1170 gün olarak bildirilen askerlik borçlanmasının 28.11.2002 günlü yazısıyla 810 gün olarak bildirilmesi üzerine, Bağ-Kur Denizli İl Müdürlüğünün 22.01.2003 günlü yazısıyla kalan hizmetlerinin yaşlılık aylığı bağlanmasına yetmediği gerekçesiyle bağlanış tarihi itibariyle kesildiğini, ancak kendisinin kötü niyetli olmadığı gibi Kurumu da yanıltmadığını belirterek yaşlılık aylığının kesilmesine ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının istirdadına dair Kurum işleminin iptaline, kesilen aylığın ödenmeye devam olunması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece; SSK İl Müdürlüğünce askerlik borçlanması ve buna bağlı olarak SSK hizmetlerinin gerçekten fazla bildirilmesinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalı Kurumlar tarafından yapılan yaşlılıkların sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
A- İstirdat isteminin iptaline ilişkin temyiz incelemesi;
Davanın yasal dayanağını teşkil eden Borçlar Kanunu'nun 63. maddesine göre; sebepsiz zenginleşen kişinin, iade borcu ile yükümlü tutulabilmesi için kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Davacının iyi niyetli olduğunun kabulü asıldır. Davacının kötü niyetli olmadığı ve Kurumu yanıltmadığı dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Kaldı ki, Davalı Kurumca davacının kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Öte yandan, birçok Yargıtay Kararında da belirtildiği gibi; iyi niyetle zenginleşen kimse, zenginleşmenin geri verilmesinden dolayı; zenginleşme hiç olmasaydı bulunacağı durumdan daha kötü duruma düşürülemez.
Yaşam deneyleri ve günümüzün ekonomik koşullarına göre davacının, kendisine ödenen dava konusu yaşlılık aylıklarını tüketerek elden çıkarmak zorunda kalan, günü gününe ve kıtı kıtına geçinen kimselerden olduğunun da kabulü gerekir.16.09.1985 tarihli tahsis talep dilekçesinde sicil numarasını bildirerek Sosyal Sigortalar Kurumunda hizmetleri bulunduğunu beyan eden davacının kötü niyetli olmadığı Kurumu yanıltmadığı, yanlışlığın; sigortalının özlük dosyası elinde bulunan Denizli Sigorta Müdürlüğünün gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin, sigortalının askerlik borçlanması ve buna bağlı olarak SSK hizmetlerini gerçekleşen süreden fazla bildirmesinden kaynaklandığı dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşıldığından davalı Kurumların bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün "sigortalıya ödenen yaşlılık aylıklarının geri istenemeyeceğine" ilişkin bölümünün ONANMASINA, B- Bağ-Kur vekilinin yaşlılık aylığına ilişkin temyizine gelince; 1479 Sayılı Kanunun "Yaşlılık aylığından yararlanma koşulları" başlıklı 35. maddesinde yazılı yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısının tahsis talep tarihe göre belirlenmesine, tahsis talep tarihi itibariyle sigortalının; sigortalılık süresi ve primi ödenmiş gün sayısının yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli bulunmamasına göre, Mahkemece; Medeni Kanunun 2. maddesine dayanarak yaşlılık aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptaline karar verilmesi isabetsizdir. 15.02.1929 doğumlu olan sigortalının yaşı ve yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunmadığı da dikkate alınarak Mahkemece yapılacak iş; davacının, 1479 Sayılı Kanunun 2229 Sayılı Kanunla değişik Geçici 2. maddesi uyarınca Kurumca matbu olarak hazırlanıp 27.05.1983 tarihinde Kuruma intikal eden geriye doğru 10 yıllık borçlanma istemine ilişkin dilekçesinin Kurumca kabul edildiği, ancak hizmet birleştirilmesi aşamasında Denizli Sigorta Müdürlüğünce yanlışlıkla fazla olarak bildirilen gün sayısının, yaşlılık aylığı tahsisine yeterli olması nedeniyle 10 yıllık borçlanma bedelinin ödenmediği dikkate alınarak, 16.09.1985 tarihli tahsis talep dilekçesi esas alınarak, belirlenecek eksik sürenin, borçlanma talep tarihindeki prim tutarı hesaplanıp yasal faiziyle birlikte Kuruma ödendiği takdirde ödemeyi takibeden aybaşından itibaren yeniden yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün olduğunun tespitine karar vermekten ibaret olup eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Bağ-Kur vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy