(1479 S. K. m. 24, 79)
Dava: Davacı, 02.01.1978-31.08.2000 tarihleri arasındaki Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığı dışındaki sürelerde Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile Temmuz 2000 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe, davacının 02.01.1978-31.08.2000 döneminde Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi hizmet süresi dışında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun ve yaşlılık aylığı tahsis talep tarihine göre Bağ-Kur'ca yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesindeki koşulları taşıması nedeniyle 02.01.1978 tarihi itibariyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılan davacının; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasına devam etmesi koşuluyla, meslek kuruluşu kaydının sona erdiği tarihe kadar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gereği açıktır. ( H.G.K.'nun 23.05.2001 t. ve 2001/420-430 sayılı Kararı )
Bu yönde; davacının, Ankara Madeni İşler Odasındaki kaydı 26.01.1981 tarihinde sona ermişse de; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının ( matbaacılık faaliyetinin ) varlığı halinde; davacı, Ankara Matbaacılar Ciltçiler ve Sanayi Odası kaydının sona erdiği 23.11.1984 tarihine kadar ki dönemde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı kabul edilmelidir.
Diğer taraftan, 1479 sayılı Kanunun 79. maddesi hükmüne göre, isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı başvuruda bulunmak koşul olup, Kurumun hatalı işlemi ile geriye yönelik olarak primleri tahsil etmesinin, sigortalı niteliğini taşımadığı süreler yönünden sigortalı yararına usuli kazanılmış hak yaratması mümkün değildir.
Ne var ki, somut olayda; davacının 3780 sayılı Kanun kapsamında; 02.01.1978 ile 31.12.1982, 01.03.1988 ile 05.02.1990 tarihleri arasındaki nizasız sigortalılık dönemine ait prim ve gecikme zammı borcu dışında Kuruma prim ödemesinin varlığı halinde bu olgu davacının isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koymuş olmakla; işbu ödemeyi takip eden aybaşından başlayarak gerek 3780 sayılı Kanuna gerekse sonradan 4247 sayılı Kanuna dayanılarak ya da iradi olarak ödenen primlerin karşılığı olan süre, gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle saptanarak bu dönem; isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeli ve yaşlılık aylığı tahsis istemi bu çevrede yeniden irdelenmelidir.
Öte yandan, 01.04.1992-31.08.2000 dönemindeki bir kısım sürelerin işbu prim ödemeleri nedeniyle davalı Bağ-Kur'ca isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesinde 01.04.1992 tarihinin isteğe bağlı sigortalılığın başlangıcı kabul edildiği de gözönünde tutulmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy