(3201 S. K. 3, 6)
Davacı ve karşı davalı Sosyal Sigortalar Kurumu, alacaklarının tenzilinden sonra kalan 1.441.343.798 liranın ve bu alacağın dava tarihine kadar işlemiş faizi 3.557.388.445 liranın tahsiline asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı ve karşı davacılar ise, Sosyal Sigortalar Kurumunun emeklilik işleminin iptaline ilişkin işleminin iptaline ve ödenmemiş olan emekli ve dul yetim maaşlarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde Sosyal Sigortalar Kurumunun açmış olduğu davanın kabulüne, diğer davanın ise reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalı ve karşı davacılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yurda kesin dönüş yaptığını beyan ederek 3201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca borçlanma isteminde bulunan ve bu istemi kabul edilerek 01.06.198331.12.1991 tarihleri arasında Almanya'da gerçekleşen 3090 günlük hizmetine karşılık borçlanma tutarını ödeyerek tahsis talebinde bulunan ve kendisine 01.12.1992 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanan sigortalı K. Ö.'nün 17.02.1999 tarihinde vefat etmesiyle hak sahipleri N., K. ve K.'ya ölüm aylığı bağlanmıştır. Sigortalının 14.04.1972-31.07.1993 tarihleri arasında yurt dışında fiilen çalıştığı, 02.08.1993-19.12.1995 tarihleri arasında sigortalının işsizlik yardımı aldığının belirlenmesi üzerine, borçlanması iptal edilerek yaşlılık aylığı ile hak sahipleri davalılara bağlanan ölüm aylığı bağlandığı tarihten geçerli olmak üzere iptal edilmiştir. O 1.12.1992-20.02.1999 tarihleri arasında sigortalıya fuzulen ödenen yaşlılık aylığı ile 21.02.1999-21.01.2000 tarihleri arasında davalılara fuzulen ödenen ölüm aylıkları hak sahipleri adına borç kaydedilmiştir. İş bu davada Kurum; maluliyet aylığından dolayı hak edilen aylık toplamları ile 3201 sayılı Kanuna göre yapılan borçlanma miktarından oluşan alacak toplamını, davalı hak sahiplerinin borcundan mahsup ederek bakiye borç miktarının tahsilini talep etmiş, birleştirilen davada ise, hak sahipleri; borçlanmanın geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığının ve ölüm aylıklarının iptaline dair Kurum işleminin iptali ile ölüm aylıklarının bağlandığı tarihten itibaren ödenmeye devam olunması ger:ektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; Kurumun açtığı davanın kabulüne, hak sahiplerinin açtığı davanın ise, reddine karar verilmiştir.
3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/198 sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 gün ve 21790/61 sayılı kararı ile, borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmadığına ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olduğuna, ancak yurda kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınarak 3201 sayılı Yasanın 6. maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunduğu, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunması gerektiği kararlaştırılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve yukarıda özetlenen Hukuk Genel Kurulu Kararı çerçevesinde ölen sigortalının 3201 sayılı Yasa uyarınca yapmış olduğu borçlanması geçerlidir. Sigortalının ölümü üzerine davalı (karşı davacı) hak sahiplerine ölümü takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanmasına engel yasal bir hüküm bulunmadığından, ölüm aylığı yönünden açılan karşı davanın kabulü gerekir.
Kesin dönüşün gerçekleştiği 19.12.1995 tarihini takip eden aybaşından ölüm tarihine kadar geçen dönemde; geçerli borçlanma miktarıyla toplam sigortalılık süresi dikkate alındığında sigortalı yaşlılık aylığına hak kazanmıştır. Kurum, bu dönemde sigortalıya ödemiş olduğu yaşlılık aylıklarını geri isteyemez.
Sigortalının fiilen çalıştığı ve işsizlik yardımı aldığı dönemde borçlanmanın geçerli olmasına rağmen, kesin dönüş şartı, bu nedenle de aylık bağlama koşulu oluşmadığı için, 01.12.1992-01.01.1996 tarihleri arasındaki dönemde fuzulen alınan yaşlılık aylıkları ödemelidir. Ne var ki, sigortalı tarafından hayatta iken tüketilen ve bu nedenle terekeye dahil olmayan bu borcun mirasçı sıfatıyla davalılardan istenmesi mümkün değildir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı (karşı davacı)ların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy