(3201 S. K. m. 3, 6)
Dava: Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 11.528.535.312 liranın tahsiline ve bunun 6.487.081.162 lirasına dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, yurtdışı borçlanmasının iptali nedeniyle davacıya fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının istirdadına ilişkin olup, mahkemece, Kurumun yurtdışı borçlanmanın iptaline ilişkin işleminin mahkeme kararıyla iptali nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Mahkemece yapılan araştırma yetersizdir. Zira, hükme esas alınan Trabzon İş Mahkemesinin 2003/244-528 sayılı kararında da açıkça öngörüldüğü gibi; davacıya 01.07.2001 tarihinden itibaren 3201 sayılı kanun uyarınca yaptığı borçlanma karşılığı gözetilmek suretiyle aylık bağlanması gerektiğinin, 01.08.1993 ile 01.07.2001 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise sadece 2147 sayılı kanun uyarınca yapılan borçlanmanın gözetilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. Kurumun davaya konu istirdat talebinin içinde; davacıya 01.08.1993-01.07.2001 tarihleri arasında 3201 sayılı kanun borçlanması uyarınca fazla ödenen fark aylık miktarının da bulunduğu hususunun gözetilerek, anılan dönem ve açıklanan miktar yönünden Kurumun istirdada hakkı olduğu gözetilmelidir.
Öte yandan fuzuli ödemeye ilişkin miktar yönünden; Kurumun dosya içinde mevcut aylık bağlama kararı ile yersiz ödeme tablosu arasında aylık miktarlarına ilişkin farklılık bulunması karşısında aradaki mevcut çelişkinin nedeninin de araştırılarak giderilmesi ile Kurumun istirdada müstehak olduğu miktar belirlenmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin; eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı gerekçelerle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı SSK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy