(506 S. K. Geç. m. 20)
Dava: Vakıf senedinde yapılan değişiklikler nedeniyle emekli aylığında ve ikramiye ödemelerinde yapılan indirimlerin müktesep hakkın ihlali ve yapılan işlemin hukuka aykırılığının tespitiyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000.000 lira emekli aylığından 100.000.000 lira emekli ikramiyesi yardımından yapılan kesintilerin en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı Avukatı tarafından istenilmesi üzerine, dosya incelenerek 08.03.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına Av. Osman H... ile karşı taraf adına Av. Yasemin E... geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi Eran Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı tarafından, 20.03.2002 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan karar uyarınca, Vakıf Senedi'nin 25, 35, 59. maddelerinde değişiklik yapılması ve senede geçici 32, 33, ve 34. maddeler eklenmesiyle, aylık ve emekli yardımında indirime gidildiğini belirterek, bu uygulamanın kazanılmış hakları ihlal ettiğinin ve işlemin hukuka aykırılığının tespitiyle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla, 100.000.000 TL emekli aylığı, 100.000.000 TL. emekli yardımının en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsili ve çekişmenin giderilmesi istemiyle açılan davanın yargılaması sonucunda; yasal yönteme uygun senet değişikliklerinin bağlayıcılığı ve kazanılmış hakların ihlalini içerir düzenleme getirmediği gerekçelerinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Türkiye V... B... T.A.O. Memur ve Hizmetlileri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı, 506 sayılı Yasanın Geçici 20. maddesindeki düzenleme kapsamında yer alan sandıklardan olup, sosyal sigorta görevini üstlenmiş, kamusal bir işlevi özel hukuk tüzel kişiliği yapısıyla yürüten kuruluşlardandır. Vakıf Senedi'nin 33. maddesinin "111- Aylığın Hesabı" başlıklı bendin üçüncü fıkrasında değişiklik yapılıp yeni fıkralar eklenmesi sonucu, aylığa hak kazananların aylıklarının hesabında tüm sigortalılar yönünden uygulanan yöntemde farklılaştırmaya gidilerek, 01.04.2002 tarihinden itibaren emeklilik aylığı hesabında, "Kanunla kurulmuş diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenerek geçirilmiş sürelerin 2 yıla kadar olan kısmı, Vakıfta geçmiş süreler gibi değerlendirilir." Hükmü getirilmiş, diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi geçen ve iki yılı aşan süreler yönünden senet hükümlerine göre yapılacak hesaplama sonucu bulunan değerin % 60'ının, Vakfa tabi süre ve Vakıfta geçmiş gibi değerlendirilen süreler üzerinden hesaplanan miktara eklenerek aylıkların belirlenmesi sistemi getirilmiş; Vakıf Senedi'nin 59. maddesinin C bendindeki "Bankada çalışanlara ikramiye ödenmesi halinde, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerde, Vakıfça da 34. madde kapsamında olanlar hariç olmak üzere, emeklilik, malullük, dul ve yetim aylığı almakta olanlara aylıklarının % 60'ı oranında emekli yardımı yapılır." Düzenlemesi uyarınca yapılan yardım da, 33. maddedeki değişikliğe paralel olarak Vakıfta geçen süreler ve Vakıfta geçmiş gibi değerlendirilen 2 yıllık süreye tekabül eden aylığın % 60'ı ile sınırlanmış, Vakıf Senedine eklenen geçici maddeler ile, bu yöndeki değişikliklerin 31.03.2002 tarihinden önce aylık bağlanmış olan sigortalıların aylıklarının bu yöndeki yeni düzenlemeye "...göre yeniden ..." hesaplanıp ödenmesi, bu ilkeler ışığında aylık bağlanmasına esas derece, kademe göstergelerinin yeniden tespiti düzenlemeleri getirilerek, aylık bağlama ve emekli yardımı yapılmasında vakıfta geçen süreye göre farklılaştırmanın değişiklik öncesinde emekli olanlara da yansıtılması sağlanmıştır.
Davacının, kanunla kurulmuş diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödediği sigortalılık süreleri, 2829 sayılı Yasa uyarınca birleştirilmiş, tüm sigortalılık süresi ve Vakıf hükümleri gözetilerek davacıya emeklilik statüsü kazandırılıp, emekli aylığı bağlanmıştır. 20.03.2002 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararları doğrultusundaki değişikliklerin, anılan düzenlemelerin yürürlük tarihi öncesinde emekli olanlara yansıtılabilmesi için geçici maddeler getirilerek, bu konumdaki kişilerin aylık hesabındaki tüm unsurların yeni emekli oluyormuşçasına güncellenerek, "yeniden hesaplanması ve ödenmesi" uygulamasının, davalı savunması ve mahkeme kararındaki gerekçeye göre, yöntemine uygun senet değişiklikleriyle gerçekleştirilmiş olmasının tartışmasız olarak kabul edilmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı; davalı Vakfın, vazgeçilmez ve devredilemez nitelikteki sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesi görevini sürdüren bir tüzel kişilik olduğu gözetildiğinde, bu görevi yerine getirirken, konuya ilişkin daha üst düzeydeki düzenlemeleri içeren, Anayasa, Sosyal Sigortalar Kanunu gibi temel düzenlemelerde sosyal güvenlik hakkı yönünden geçerli kılınmış ilkelerle bağlı kalmasının gerekip gerekmediği; bu anlamda, yöntemince yürürlüğe koyduğu senet değişikliklerinin, sigortalıların hak ihlali iddiasıyla açtığı eldeki dava türünden uyuşmazlıklarda değerlendirilmesinin olanaklı bulunup bulunmadığı ve yapılan düzenlemelerin, aynı Vakıf Senedi'nin 81.ve 84. maddelerinde belirtilen, "Vakıf Senedinde yapılan ve yapılacak değişiklikler müktesep hakları ihlal etmez..", "Vakıf Senedinde değişiklik yapılsa da kazanılmış haklara dokunulmaz." İlkesine aykırı olduğu iddiaların incelenmesi ve bu yönde bir tespit halinde belirlenen düzenlemelerin uygulanmasından kaçınılma olanağının bulunup bulunmadığı konusundaki yaklaşım dava konusu uyuşmazlığın çözümünde belirleyici yöndür.
Vakıf Senedi değişikliklerine ilişkin yürürlük ve itiraz prosedürü kişiler, süre ve şekil yönünden kurallara bağlanmış olup, bu yolun işletilmediği veya işletilmesine karşın yukarıda anılan yasal düzenlemelerin sosyal güvenlik hakkı yönünden öngördüğü ilkelerin göz ardı edilmiş olması halinde, öncelikle Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan, insan haklarına dayalı, tüm işlem ve eylemlerinde hukuk kurallarına bağlı, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, yargı denetimine açık tüm kurum ve kuruluşların hukukun temel ilkeleri ve Anayasa'ya uyması zorunluluğunu öngören hukuk devleti ilkesi karşısında, Anayasa ve yasalar tarafından belirlenen kurallarla çatışma halindeki vakıf senedi hükmünün uygulanmasına olanak bulunmadığı gibi; genel kabul gören haliyle kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş hak, biçiminde tanımlanan kazanılmış hak kavramı, statü hukukunun olanak verdiği oran ve koşullarda genel durumun kişisel duruma dönüşmesiyle ortaya çıkan, davacı yönünden diğer sigortalılarla aynı kurallara dayalı olarak kazandığı emeklilik statüsü ve bunun tespitinde esas alınan sürelere verilen değerin, davacı yönünden kazanılmış hak halini aldığı, emeklilik sonrası yapılacak düzenlemelerde, genel hukuk ilkesi ve Vakıf Senedi'nin 81. maddesi hükmü uyarınca bu hakların korunması zorunluluğu vardır. Yapılan düzenlemenin bu ilke ışığındaki değerlendirilmesi sonucu bilirkişi ve mahkeme tarafından ihlal tespit edilmişse de, düzenlemelerin aktüeryal dengedeki olumsuz gelişmeler nedeniyle tasarruf amacıyla yapıldığı gerekçesi, emeklilik yardımlarının ek bir değerlendirmeye yer verilmeksizin indirime yol açacak düzenleme getirilmiş olması aylıklar yönünden ise yapılan değişikliğin olumsuz sonuçlarını kısmen giderip, mevcut aylığın altına düşülmesine önlemek amacıyla Geçici 32. maddenin B ve C bentlerinde öngörülen düzenleme ve yeni belirlenen aylığın, 31.03.2002 tarihinde alınmakta olan aylıktan düşük çıkması halinde, 31.03.2002 aylığının ödenmesine devam olunmakla birlikte, 01.04.2002 tarihinden itibaren yapılacak aylık artışlarının sadece ¼'ünün ödenmesi hükmü de yapılan değişikliğin olumsuz etkisinin açık göstergesidir.
Anayasa Mahkemesi'nin 23.02.2001 T., 1999/42 E., 2001/41 K. Sayılı kararında yer alan "Anayasa'nın 5. maddesinde ise kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu öngören Anayasa'nın 60. maddesinin gerekçesinde, sosyal güvenlik hakkının, çalışanların yarını ve güvencesi olduğu belirtilmiştir.
Yaşlılık, gerçekleşmesi yönünden diğer sosyal risklerden ayrı özelliğe sahiptir. Yasalarda emeklilik yaşının kesin olması nedeniyle, sigortalı yarınını bu güvenlik içinde planlamaktadır. Sosyal devlet, sosyal adaletin, refahın ve güvenliğin gerçekleşmesini sağlayan devlettir. Sosyal güvenlik kuruluşları, çalışanların geleceğine ilişkin güvenini sağlamak durumundadır. Bu sağlanmadığı takdirde sosyal güvenlik kavramından da bahsedilemez. Bu nedenle, sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişikliklerin hukuk devletinde olması gereken hukuk güvenliğini zedelemeyecek biçimde adil, makul ve ölçülü olması zorunludur." Değerlendirmesi, yukarıda belirtildiği üzere, kamusal sosyal güvenlik işlevini üstlenen davalı Vakıf'ın düzenleme ve işlemlerinde de gözetilmesi gereken ilkelerdir. Bu bağlamda, senet uyarınca emekli statüsüne giren kişilerin hizmet sürelerinin yeniden değerlendirmeye alınması, bu sürenin diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi kısmının % 40 oranındaki bölümünün, davacının aylığının tespitinde etken gösterge, derece ve kademe gibi unsurların hesabında göz ardı edilmesi sonucu, bu unsurların daha düşük düzeyde belirlenmesi, kazanılmış hakkın ihlali yanında, aynı hukuksal durumda bulunan ancak emekliliğe esas sürelerinin diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi kısmı bulunmayan veya bu süreler iki yıldan az olan vakıf emeklilerine göre eşitliği bozucu düzenlemelerdir. Ayrıca, kaynağın Vakıf Senedi'nin 59. maddesindeki düzenlemeden alan, yanıt dilekçesinde dahi, "Bu yardım herhangi bir prim karşılığı olmadan yapılmaktadır... prime dayanmayan ve adı üstünde yardım niteliğinde olan bu ödemenin Vakfa prim ödenen süre ile sınırlandırılması ve böylece Vakfın mali durumunun zorlanmasının bir ölçüde önüne geçilmesi son derece doğru ve haklı bir tasarruftur." İfadesiyle tanımlanan, bilirkişi raporu ve mahkeme kabulünde de, bir tür sosyal yardım niteliğinde olduğu kabul edildiği halde, dava konusunun dayanağında yer alan senet değişikliğiyle, emekli yardımı miktarının belirlenmesinde, Vakfa ödenen prim süresiyle bağlantılı bir ayırıma gidilmiş olması da aynı hukuki konumdaki kişiler arası eşitliği bozan bir düzenlemedir.
506 sayılı Yasanın Geçici 20. maddesinde, dayalı konumdaki vakıfların en az 506 sayılı yasanın öngördüğü yardımları sağlaması gerekliliği, eldeki davada olduğu gibi, davalı yönünden yükümlülüğün asıl ölçütü olmayıp, sosyal güvenlik hakkından yararlanma konumundaki sigortalıları korumaya yönelik asgari standardı belirleyen bir düzenleme niteliğindedir. Geçici 20. madde kapsamındaki kuruluşların Sosyal Sigortalar Kurumu'na devrini öngören 1992 sayılı yasanın, devre ilişkin hükmünün Anayasa Mahkemesince iptaline ilişkin 25.01.1977 T., 1976/36 E., 1977/2 K. Sayılı kararda, "Bir yasa hükmüne dayanılarak Devletçe Kurdurulmuş Vakıflarla sosyal güvenlik haklarının sağlanması yoluna gidilmiş kimi yurttaşların, bu haklarının gereken hallerde Devlet tarafından kurulmuş bulunan Sosyal Sigortalar Kurumu ile ve bu alanı düzenleyen yasa kurallarıyla ilgilendirilmeleri suretiyle temininin de Devlete düşen bir ödev olarak kabulü gerekir. Başka bir anlatımla vakıf yolu ile kurulmuş Sosyal Sigortalar tarafından sosyal güvenlikleri sağlamak istenilen kişilere Devletin seyirci kalacağı ve bunlar veya bunların sosyal güvenlik haklarını sağlamayı üstlenmiş örgütler hakkında Devletin hiçbir önlem almayacağı düşünülemez, gerek bu kişilerin sahipsiz bırakılması gerek bunların sosyal güvenlik haklarını sağlamakla yükümlü tutulan vakıfların başıboş bırakılması Devlet kavramıyla bağdaştırılamaz... Sosyal Hukuk Devletinin temel gereği, sosyal hakların ve sözgelimi sosyal güvenliğin en iyi, en sağlam ve en etkin bir biçimde sağlanmasıdır. Bunun için devlet ya kendisi bu işi üstlenerek sosyal güvenlik hakkını sağlayacak ya da kendi dışında bu hakkın sağlanmasına olanak yaratarak kurduğu örgütü denetleyecektir. Vakıf suretiyle kurulan sigorta örgütlerinin kötü bir biçimde ve mensuplarının haklarını sağlamayacak bir tarzda çalıştığı ve ilgililerin sosyal güvenlik haklarını tehlikeye düşürdüğü ortaya konulmamış ve Devlet bu örgütleri üzerindeki denetim görevini yerine getirmemiştir. Yasama çalışmaları sırasında, bu örgütlerin, Devletin kurduğu Sosyal Sigorta örgütünden daha üstün yararlar sağladığı kimi Yasama Meclisi üyeleri tarafından öne sürülmüştür. Devletin, haklı bir neden ortaya koymaksızın kendi kurduğu örgütten farksız ve hatta ondan daha üstün sosyal güvenlik hakkı sağlayan vakıf kuruluşlara el atması, sosyal hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırılamaz..."değerlendirilmesi de, bu tür sosyal güvenlik kuruluşlarının varlık nedeninin, sigortalıların sosyal güvenlik standardını yükseltmek olduğu açıkça ortaya konulmuştur.
Sıralanan maddi ve hukuki olgular; emeklilik statüsünü Vakıf Senedi'nde yapılan değişiklikten önce kazanmış olan, sigortalılık süresi emeklilik yönünden hizmet birleştirmesi suretiyle değerlendirilip emekli statüsüne geçiş sağlandıktan sonra, sigortalılık sürelerinin geçtiği kurum gözetilerek yapılacak ayrıma göre emeklilik aylığının belirlenmesinde esas alınan unsurların, davacı ve aynı konumdaki emekli kişiler yönünden Vakıf Senedi ve normlar hiyerarşisi içindeki daha üst düzenlemelerle koruma altına alınmış olan eşitlik ve kazanılmış hakların korunmasına yönelik genel ilkeler; temel insan haklarından olup ulusal ve uluslar arası düzeydeki düzenlemelerle koruma altına alınan sosyal güvenlik hakkının kısmen de olsa ortadan kaldırılmasını önleyici hükümler ışığında yapılacak değerlendirmeyle, emeklilik hakları yönünden oluşan kayıpların tespiti ve konuya ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı için yasal faiz oranını aşan istemin dikkate alınmayacağı yönleri gözetilmek suretiyle tazmin hükmü kurulması gereğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Davacı Avukatı yararına takdir edilen 400,00 YTL duruşma Avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, 15.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy