(506 S. K. m. 26) (818 S. K. m. 53)
Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Bu davanın yasal dayanağını oluşturan Sosyal Sigortalar Kanununun 26. maddesi gereğince alınarak hükme dayanak kılınan bilirkişi raporuyla kesinleşen ceza dosyasındaki 28.08.2000 tarihli kusur raporu arasında açık çelişki bulunmaktadır. Yani ceza dosyasında kusur bir kısım davalılar ile sigortalı arasında paylaştırılmasına karşın, Mahkemenin hükme esas aldığı kusur raporunda zararlandırıcı olaydan hiç kimseyi sorumlu tutmaksızın olayın tümüyle kötü rastlantıların sonucu olduğu öngörülmektedir. Kötü tesadüften söz edebilmek için teknoloji ve yönetsel her türlü tedbirin alınmış olmasına rağmen beklenmedik ve önlenemez sebeplerle iş kazasının meydana gelmiş olması gerekir. Günümüz teknolojisinin böyle bir olayı salt kötü rastlantılara bırakması hemen hemen olanaksızdır ve kötü rastlantı denilen olguların ardında insan yanılgı ve savsamalarının bulunması asıldır. Esasen bu olay dolayısıyla alınmış tüm bilirkişi raporlarının anılan madde çevresinde yapılmış bir araştırma .ye inceleme sonucu olanaklarını söylemekte hemen hemen mümkün değildir. Öte yandan dosya içeriğine göre zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle davalılardan M. İ. D. ve Y. E. ceza mahkemesinde kusurlu bulunarak mahkum oldukları ve hükmün kesinleştiği Borçlar Kanununun 53. maddesine göre hukuk hakimi cezadaki kusur oranıyla bağlı değilse de maddi olgularla bağlıdır. Bu itibarla adı geçen davalıların azda olsa kusurlu oldukları gerçeği gözardı edilerek hüküm tesisi isabetsizdir. Mahkemenin, maddi olguyu bu doğrultuda araştırıp doğru ve kesin şekilde saptadıktan sonra, konuda uzman kişilerden oluşturulacak, yeni bir bilirkişi kurulu aracılığıyla yukarıdaki esaslar çevresinde kusur incelemesi yaptırması ve sonucuna göre hüküm kurması gerekir.
Mahkemece belirtilen bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy