(1479 S. K. m. 63)
Dava: Davacı, trafik kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A.E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar E. ve Z'nin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davalılar H., A. ve Ç. yönünden;
Dava trafik kazasında yaralanan kurum sigortalısına bağlanan gelir ile tedavi masraflarının 1479 Sayılı Yasanın 63. maddesine göre davalılardan rücuan tahsiline dairdir.
1- Mahkemece yeni kusur raporu alınmamış olup, ceza davasında davalı sürücüler E. ve Z'nin 4/8'er, sigortalının açtığı tazminat davasında ise Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen kusur raporunda davalı sürücüler E. % 35, Z. % 65 kusurlu bulunmuştur.
Mahkeme, kararında bu raporlardan hangisine itibar ettiğini açıkça belirtmemiş ise de hükmün gerekçe kısmındaki anlatımdan tazminat davasındaki 06.12.1996 tarihli kusur raporunun esas aldığı anlaşılmış ve bu kabulünün olaya ve dosya kapsamına uygun olduğu görülmüştür.
2- Araç malikinin mirasçıları olan davalılar H., A. ve K.'nin temyiz itirazının incelemesine gelince;
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 63. maddesidir.
Söz konusu maddede, üçüncü bir kişinin suç sayılır hareketi ile bu kanunda sayılan yardımların yapılması durumunda, kurumun bu yardımların ilk peşin değeri için araç sahiplerine ( araç sahibinin kusuru olmasa bile ) rücu edeceği hükmü öngörülmüştür. Mahkemece araç sürücüsü E. olayda % 35, römork sahibi Z'nin % 65 kusurlu olduğu kabul edildiğine göre, araç malikleri davalılar H., A. ve K. yönünden 1479 Sayılı Kanunun 63. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "... araç sahiplerine..." ibaresinin Anayasa Mahkemesi'nin 27.03.2002 tarih 2001/343 Esas - 2002/41 sayılı kararı ile Anayasaya aykin olduğuna ve iptaline karar vermesi karşısında, kanunun 63. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, araç malikleri işleten sıfatlan yoksa sorumlu tutulamayacak, ancak aynı zamanda işleten iseler sorumlu tutulacaklardır. Burada değerlendirilmesi gereken husus, davalılar H., A. ve K.'nin işleten sıfatı ile sorumlu olup olamayacağına ilişkindir. Trafik sicilinde adına kayıtlı bulunan kişi, aracı kendi hesabına ve geliri kendisine ait olmak üzere kullanıyor veya araçtan çıkar sağlıyor ise, hem şekli, hem de maddi anlamda işletenlik sıfatı birleşmiş olur. 2918 Sayılı Yasanın 3. maddesinde araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatı ile sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişinin işleten olduğu ancak ilgilisi tarafından başka bir kişinin aracı, kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunduğu ispat edilirse bu kişinin işleten sayılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda kazaya karışan aracın maliklerinin, sürücü E'ye aracı ne şekilde verdikleri ve bu kişi yönünden işletenlik kavramının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, araç maliki işleten değilse sırf araç maliki sıfatı ile sorumlu tutulamayacağı dikkate alınmadan davalılar H., A. ve K'nin sorumluluğuna karar verilmiş bulunması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar H., A. ve K. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy