(6183 S. K. m. 35, 75, 76) (506 S. K. m. 80)
Dava: Davacı, ödeme emirlerinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- İş Mahkemesinden verilen kararlara karşı 8 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 433. maddesi uyarınca cevap dilekçesiyle temyiz olanağı bulunmadığından, davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Dava; davacının ortağı olduğu işveren Kardioçek Sağlık Hiz. Ltd. Şirketi'nin 2001 yılı 12. ayına ilişkin prim ve gecikme zammı borcundan dolayı aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takibin, ödeme emrinde belirtilen isimde bir şirket bulunmadığı, kendisinin böyle bir şirketin ortağı veya üst düzey yöneticisi olmadığı, tebligatın yasaya aykırı şekilde yapıldığı gerekçeleriyle, ödeme emrinin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılmış olup, yazılı gerekçelerle ödeme emrinin iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
14.11.2000 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan karar uyarınca 13.09.2000 tarihinde şirket müdürlüğünden ayrılan davacının, borcun tahakkuk ettiği dönemin bir bölümünde üst düzey yönetici ve şirket müdürü olmadığı; ayrıca şirket isminin yazımı konusunda yapılan yanlışlığın işyeri sigorta sicil numarasının doğru yazımı da gözetildiğinde, karar gerekçesinde belirtildiği üzere sonuca etkili olmayan maddi hatadan kaynaklandığı dosya içeriğindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının 506 sayılı Yasanın 80. maddesi uyarınca borçtan dolayı işverenle birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğundan söz etmeye olanak yoktur.
Davacının Limited şirket ortağı sıfatıyla sorumlu olup olmadığı konusuna gelince, davacının borcun doğduğu tarihte ve halen şirket ortağı olduğu açıktır. Limited şirket ortakları, 6183 sayılı Yasanın 35. maddesi uyarınca şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hissesi oranında doğrudan doğruya sorumludur. Alacaklı Kurum tarafından borçlu şirkete ulaşılamamış, alacağın tahsili olanağına kavuşulamamış bunun üzerine şirket yönetici ve ortakları hakkında da takibe geçilmiştir. Mahkeme ise, Davalı Kurum tarafından borçlu şirket hakkında alacağın tahsili için gerekli işlemler yapılıp alacağın kısmen veya tamamen tahsil imkanı kalıp kalmadığı belirlendikten sonra davacı hakkında takip yapılabileceğinden ve bundan sonra davacının borçlu olup olmadığı anlaşılabileceği... gerekçesinden hareketle menfi tespit isteminin reddine, ödeme emrinin ise, üst düzey sorumlular açısından da benzer prosedür işletilmesi gereğine değinilerek 506 sayılı Yasanın 80. maddesindeki müşterek ve müteselsil sorumluluk düzenlemesine aykırı bir yorumla iptaline karar verilmiştir. Davacı tarafından, Kurum alacağının Limited şirket ortağının takibi suretiyle tahsili için, şirket hakkında aciz vesikası düzenlenmesi gereği ileri sürülmüş ve karar gerekçesinde de bu yönde yaklaşım gösterilmişse de, alacağın ortaklık tüzel kişiliğinden tahsili imkanının bulunup bulunmadığının tayin ve takdirinin alacaklı Kurumda olduğu ve bunun kullanımındaki yanlışlığın ise eldeki dava kapsamında yapılacak araştırma ile mahkeme tarafından denetiminin mümkün bulunduğu, ayrıca 6183 sayılı Yasanın 75. maddesinde belirtilen aciz belgesinin hukuki niteliği aynı yasanın 76. maddesinde açıklanmış olup eldeki takip açısından böyle bir belge düzenlenmesi gereği bulunmadığı, davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Yasanın 35. maddesindeki sorumluluk koşullarının davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği ve takip konusu borcun hangi orandaki kısmından anılan düzenleme uyarınca sorumlu olacağı yönünde inceleme ve araştırma yapılarak sonuca varılması gereği üzerinde durulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy