(1479 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, 30.03.1990-05.01.1995 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava hukuki nitelikçe, davacının 30.03.1990 ile 05.01.1995 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının geçerliliğinin tespiti istemine ilişkindir.
1479 sayılı Kanunun 20.04.1982 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 24. maddesi hükmüne göre; bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılabilmesi için, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olması, gelir vergisinden muaf olanlarında meslek kuruluşuna kayıtlı bulunması gerekir. Yine, aynı maddede 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de bu kapsam daha da genişletilerek kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olanların meslek kuruluşuna veya esnaf siciline kayıtlı bulunanların zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, 17.06.1983 tarihinde Kuruma intikal eden giriş bildirgesi ile vergi kaydı nedeniyle Bağ-Kur'a 20.04.1982 tarihi itibariyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescili yapılan, 20.04.1982-21.03.1983, 15.03.1989-29.03.1990 dönemlerinde vergi kaydına dayalı olarak, 06.01.1995 tarihinden itibaren de Limited Şirket ortağı sıfatıyla nizasız zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı bulunan davacının, davaya konu 30.03.1990 ile 05.01.1995 tarihleri arasında, kendi nam ve hesabına bağımsız ( eylemli ) çalışmasına dayalı biçimde vergi, meslek kuruluşu ve esnaf sicili kaydı bulunmadığı gibi anılan dönemde, yazılı talebi veya isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesi de olmadığından, bu dönemin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy