(1479 S. K. m. 63) (2918 S. K. m. 3, 85)
Dava: Davacı, trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır. Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, 31.07.2001 tarihli trafik kazasında vefat eden sigortalı M. P.'in hak sahiplerine yapılan cenaze yardımı ile bağlanan ilk peşin değerli ölüm aylığının davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 63. maddesidir.
Bilindiği üzere, 13 Kasım 2002 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 27.03.2002 tarih 20011343 Esas ve 2002/41 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile 1479 sayılı Yasanın 63. maddesinin son fıkrasında yer alan "Araç sahiplerine" ibaresinin "iptal" edilmesi karşısında artık olayda kusuru bulunmayan araç sahiplerine rücu olanağı kalmamış ise de; Kurumun anılan yasa maddesindeki "diğer sorumlulara" rücu hakkı mevcut bulunduğu gözetildiğinde, uyuşmazlığın 2918 sayılı Yasa'da yer alan "Araç işletenin sorumluluğu" ilkeleri irdelenerek çözümlenmesi gereği açıktır. 2918 sayılı Kanunun 3. maddesi hükmünde öngörülen tanım çevresinde "işleten" sıfatının bulunması, bir başka anlatımla araç üzerindeki fiili hakimiyeti ile aracı tehlikesi kendisine ait olmak üzere kendi ad ve hesabına işletiyor olması halinde de sorumluluk mümkündür.
Hal böyle olunca; olaya karışan araca ait trafik kaydı getirtilmeli, davalı M. K.'un "işleten" sıfatını taşıyıp taşımadığı saptanmalı, varlığının anlaşılması halinde ise, Kurumun rücu alacağından sorumluluğuna hükmedilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Bağ-Kur'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy