(506 S. K. m. 68, Geç. m. 91) (818 S. K. m. 63)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacıya, babası İ.S.'nın ölümü nedeniyle bağlanan ölüm aylığı, 09.08.2000 tarihinden itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak çalışmaya başladığının tespit edilmesi üzerine iptal edilmiş, 22.08.2000-22.10.2003 tarihleri arasında fuzuli ödenen ölüm aylıklarının tahsili için icra takibi açılmış olup; iş bu dava ile Kurum, sigortalının icra takibine itirazının iptalini istenmiştir.
Davanın yasal dayanağı, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 68/VI maddesidir. Anılan madde de, sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıkların; Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmaya başlamaları halinde kesileceği öngörülmüştür. 1479 sayılı Yasaya tabi olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmanın, maddede yazılı "Emekli Sandıklarına tabi çalışma" olduğu da açık seçiktir. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanuna 5386 sayılı Kanunla eklenen geçici 91. maddenin davalı yönünden uygulanabilirliğinden söz edilemeyeceği de açıktır. Hal böyle olunca da, davaya konu dönemde Bağ-Kur sigortalısı olarak çalışan davalının yersiz aldığı ölüm aylıklarının iadesine karar verilme sİ gerekir.
Öte yandan, iade borcunun kapsamı; sigortalının aylığın bağlanmasında iyi niyetli olup olmadığına göre değişmektedir. Sigortalı kötü niyetli ise, iktisap ettiği aylıkları ister elinden çıkarsın isterse çıkarmasın faizi ile birlikte iade etmesi gerekir. Sigortalı iyi niyetli ise, ödenen aylıklar Borçlar Kanununun 63. maddesine göre geri alınamaz. Olayımızda; davalı sigortalı, ölüm aylığına ilişkin talebi sırasında 26.06.1989 tarihli beyan ve taahhüt belgesini imzaladığı, emekli sandıklarına tabi olarak çalışmaya başlama ile aylığının kesilmesi gerektiğini bildiği halde Bağ-Kur sigortalısı olduğunu sakladığından iyiniyetli olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy