(1479 S. K. m. 24, 25, Geç. m. 13)
Dava: Davacı,20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 19.11.1973 tarihinde başlayan M. Şoförler ve Otomobilciler Derneği kaydı nedeniyle, Bağ-Kur'a 20.04.1982 tarihi itibarıyla tescilinin yapıldığını, ancak sonrasında Kurum tarafından sigortalılık başlangıcının 22.03.1985 tarihine çekildiğini, bu nedenle sigortalılık süresinin dolmadığından bahisle tahsis talebinin reddedildiğini belirterek, 22.03.1985 olarak değiştirilen Bağ-Kur sigortalılık başlangıcının tekrar 20.04.1982 olarak tespiti ile 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında 1479 sayılı kanuna tabi zorunlu sigortalı olduğunun tespitini talep etmiş, mahkemece, dava konusu dönemde vergi kaydı ve prim ödemesi olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde ... kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler ..., meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.
20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
Ne var ki,1479 sayılı Yasaya 2654 sayılı Yasa ile eklenen Ek geçici 13.madde ile, ... sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği 20.04.1982 tarihinde başlayacaktır hükmü getirilmiştir.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikte ise, bu kez; gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK'nin Anayasa Mahkemesince iptalinden sonra 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle bu kez; ... gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır.
Davaya konu somut olayda, davacının 19.11.1973 günlü Milas Şoförler ve Otomobilciler Derneği kaydının olduğu, kira geliri nedeniyle 01.03.1982 tarihinde başlayan vergi mükellefiyetine istinaden 23.07.1985 tarihinde resen 20.04.1982 tarihi itibarıyla Bağ-Kur sigortalılığının başlatıldığı ve bu döneme ait primlerin tahsil edildiği, sonrasında ise 2654 sayılı Yasa gereğince kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmasından kaynaklanan vergi kaydının bulunmadığından bahisle sigortalılık başlangıcının 22.03.1985 tarihine çekildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayın çözümünde öncelikle, 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25.nci maddelerinin yukarıda tanımları yapılan düzenlemelerinden hangisinin uygulama olanağına sahip olduğu konusuna açıklık getirilmelidir.
Mahkemece, davanın yasal dayanağı 2654 sayılı Yasa ile değişik 1479 sayılı Yasanın 24.maddesi olduğu belirtilerek bu maddenin tanımından hareketle sigortalı sayılma olgusu ele alınmıştır.
Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler Ek geçici Madde 13. hükmünde, sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Yasanın tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin 2654 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 20.04.1982 tarihinden başlatılacağı öngörülmüştür. Madde, sigortalılık niteliğinin edinilmesi yönünden değil, sadece sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlayacağı tarih yönünden norm içermekte olup, sigortalılık niteliği yönünden yapılacak değerlendirmeler ise, sigortalılığa esas alınacak kayıt ve/veya çalışma tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre yapılacaktır.
Somut olayda, davacının meslek kuruluş kayıt tarihinde anılan maddenin, 1479 sayılı Yasa ile getirilmiş ilk şekli yürürlükte olup, sigortalılık niteliğinin varlığı sorunu da, anılan düzenleme doğrultusunda çözümlenmelidir.
Gerçekten; 20.04.1982 ve 22.03.1985 tarihlerinde 2654 ve 3165 sayılı Yasalarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Açıklanan maddi ve hukuki gerekçelerle, ayrıca Hukuk Genel Kurulu'nun 26.05.2004 tarih ve 2004/10-317-317 sayılı kararında belirtilen esaslar doğrultusunda davacının 20.04.1982-22.03.1985 döneminde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy