(2926 S. K. m. 23) (1479 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacı, murisi İ. E.'ın ilk prim tevkifatının kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren 2926 sayılı yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. O. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalı Bağ-Kur Genel Müdürlüğü vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün; davacının murisi İ. E.'nın 01.04.1995 tarihinden vefat ettiği 02.01.2004 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ilişkin bölümünün ONANMASINA,
2- Davalı Bağ-Kur vekilinin, hükmün; ölüm aylığına hak kazanıldığının tespitine ilişkin temyiz incelenmesine gelince;
Tahsis talep tarihi itibariyle 2926 sayılı Kanun'un ölüm sigortasından aylık bağlama şartları başlıklı 23. maddesinin 02.08.2003 günlü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56. maddesiyle iptal edilmiş, aynı yasanın 54. maddesiyle 2926 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. madde ile 1479 sayılı Kanun'un bazı maddelerinin 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılar hakkında da uygulanacağının öngörülmüş olması karşısında 1479 sayılı Kanun'un 41. maddesinde ölüm aylığından yararlanabilmek için; sigortalının hak sahiplerinin yazılı talepte bulunması, talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması gerektiğinin açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, ölüm aylığı koşullarının oluşup oluşmadığı yöntemince araştırılmadan, kabule göre de, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde "Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." 389. maddesinde, "Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır." hükmünün öngörüldüğü dikkate alınarak, ölüm aylığının başlangıç tarihinin hükmün infazında tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta belirtilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde ölüm aylığına müstehak olduğunun tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy