(6183 S. K. m. 58) (3417 S. K. m. 4, 7) (1086 S. K. m. 74) (506 S. K. m. 80) (YHGK. 18.02.2004 T. 2004/10-104 E. 2004/94 E.)
Dava: Davacı, davalı Kurumca 2003/2715 sayılı takip dosyasında gönderilen ödeme emrinde istenen ve yasaya aykırı olan gecikme zammı ve faizin takip tarihine kadar olan kısmının iptaline, takip tarihinden sonra ancak kanuni faiz talep edilebileceğinden gecikme zammı istenemeyeceğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı şirketin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Dava hukuki nitelikçe; süresinde yatırılmayan 1993/9-2000/5 dönemine ait tasarrufu teşvik kesintileri ile 30.11.2003 tarihine kadar hesaplanan gecikme zammının kanuni faizi ile birlikte tahsili için 6183 sayılı Yasanın 58. maddesi kapsamında tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkeme, 1993/9-1997/11 dönemine ait tasarruf teşvik kesintileri için tahakkuk ve tahsil zamanaşımının geçtiğini ayrıca tüm dönemler yönünden istenen kanuni faiz talebinin yerinde olmadığını gerekçe göstererek yukarıdaki döneme ait asıl alacak ve gecikme zammı ile itiraza konu kanuni faiz tutarları yönünden ödeme emrinin iptaline, 1997/12-2000/5 dönemine ait kesinti tutarları ile gecikme zammından dolayı ise davacı tüzel kişinin borçlu olduğunun tespiti ile iptal isteminin reddine karar vererek isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Davanın yasal dayanağı 3417 sayılı Yasanın 4. ve 7. maddeleri ile 6183 sayılı Yasanın 58. maddesidir. Kendisine ödeme emri tebliğ edilen davacı anılan Yasanın 58. maddesinde yazılı üç sebepten birine veya birkaçına dayanarak ödeme emrine itiraz edebilir. Bu sebepler davacının borçlu olmadığı veya kısmen ödediği veya borcun zamanaşımına uğradığı şeklindedir. Davacı dava dilekçesinde; böyle bir borcu olmadığını ve takip tarihinden önceye ait gecikme zammı ve kanuni faizden sorumlu olamayacağı, takip tarihinden sonra ise ancak kanuni faiz istenebileceği ve gecikme zammı talep edilemeyeceği hukuki sebebine dayanmış zamanaşımı itirazında bulunmamıştır. Bu nedenle ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesi gereğince mahkemenin taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde uyuşmazlığı dava konusu edilen bu sebepler kapsamında görüp sonuçlandırması gerekir. Davacının 24.03.2004 tarihli cevaba cevap dilekçesinde daha önce dayanmadığı zamanaşımı sebebine dayanmış olması dava sebebinin değiştirilmesi niteliğinde olup davalı tarafın kabulüne bağlı bulunduğundan dosya kapsamına göre bu şartın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında ve zamanaşımı nedeniyle kısmen kabule dair mahkeme kararında isabet bulunmamaktadır.
Faiz ve gecikme zammı konusuna gelince; 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine dair Kanunun 7. maddesi işverenlerin ücretlerden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını 4. maddede belirtilen süreler içinde ilgililerin banka hesaplarına yatırmamaları halinde yatırılması gereken miktarları resen yada ilgililerin başvurusu üzerine 506 sayılı Kanunun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri çerçevesinde tahsil edilmesi yönünde kuruma yetki ve sorumluluk yüklemiştir. 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde ise prim ve diğer alacakların ödenmemiş kısmı için gecikme zammı tahsil olunacağı ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Öte yandan 18.02.2004 tarih ve 2004/104-94 sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararında belirtildiği üzere 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde öngörülen pirim ve diğer Kurum alacaklarının süresinde ödenmemesi halinde tahakkuk ettirilen gecikme zammı; prim borcunun zamanında ödenmemesi halinde Kurumca talep edilecek kamu hukuku karakterli bir para alacağı için öngörülen nitelikli temerrüt faizidir. Bu belirleme karşısında Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesi uyarınca geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüd sebebi ile faiz yürütülemeyeceği ilkesi gereğince gecikme zammı ile birlikte ayrıca Kanuni faiz istenmesi mümkün değildir. Somut olayda davacı şirketin gecikme zammıyla sorumlu kılınıp Kanuni faizden dolayı sorumlu tutulamayacağına dair mahkeme yaklaşımında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak 6183 sayılı Yasanın 58. maddesi gereğince tamamen veya kısmen haksız çıkan borçlunun itirazının reddi halinde alacağın %10 zamla tahsil edilmesi hükmünün gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Mahkemece, yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözardı edilerek ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Sosyal Sigortalar Kurumunun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy